1243 Kösedağ Savaşı (Kösedağ Bozgunluğu, Kösedağ Bozgunu)

Moğol tehlikesi sekiz dokuz sene önce baş göstermiş, buna karşı Anadolu, Suriye ve Irak’ta maalesef savunma düzeni alınmamış ve bilakis Selçukîler, Eyyubiler, Artukiler ve Celalüddin Harezmşah hazineler sarfiyle birbirleriyle boğazlaşmakta devam etmişlerdi.

Hatta düşmanın kapıya geldiği ve birçok şehir ve kasabaları taş taşı üstüne kalmayacak derecede harap ve binlerce halkı katliam ettikleri görüldüğü halde bu cihete ehemmiyet verilmeyerek müdafaa tertibatı alınmamıştı. Bundan başka Erzurum’dan Sivas’a kadar Selçuk toprakları ilk defa müthiş bir akına da uğramıştı.

1242 senesi içinde Moğol kumandanı Baycu Noyan kumandasındaki otuz bin kişilik bir Moğol ordusu Erzurum’u kuşatmış, kale muhafızı Sinanüddin Yakut kaleyi savunmuş ise de içeriden kaledeki askeri gücün ihaneti neticesinde Moğol kuvvetleri kaleye girerek bütün erkekleri süt emen çocuklara varıncaya kadar öldürüp kadınlarını esir etmişler ve şehri harabeye çevirmişlerdir.

Bu felaket haberini alan Giyasüddin Keyhusrev beylerini toplayarak vaziyeti görüştü; derhal askeri toplayarak hareket edilmesi ve aynı zamanda etraftaki devletlerden yardımcı kuvvet istenmesi kararlaştırıldı. Elli bin kişilik bir süvari kuvvetiyle bizzat Giyasüddin Sivas’a geldi. Tecrübeli kumandanlar, Sivas’ta kalınarak etraftan gelecek yardımın beklenmesini tavsiye ettilerse de Baycu Noyan kumandasındaki kuvvetlerin kırk bin olduğunu (hakikatte altmış bindi) duyan bazı tecrübesiz kumandanlar hükümdarın aklını çeldiler; yardımcı kuvveti beklemektense kendi kuvvetlerimizle muvaffak oluruz dediler. Bunun üzerine Sivas’tan kalkarak Moğollar üzerine gittiler.

11 Muharrem 641/1 Temmuz 1243’te Sivas’ın Zara kasabasının kuzeyindeki Kösedağı tarafında meydana gelen muharebede Moğollar önce mağlup vaziyete düşmüşlerse de sonradan kendilerini toplayarak galip geldiler. Selçuk ordusu dağıldı. Bütün karargâh eşyası, hazine düşman eline geçti; bin müşkülâtla kaçan Giyasüddin Keyhusrev evvelâ Tokad’a ve oradan da Konya’ya gitti.

Bu galibiyet üzerine karşısında müdafaa kuvveti kalmayan Moğollar Sivas önüne geldiler. Sivas kadısı Kırşehirli Necmeddin’in teslimi kabul etmesiyle şehir katliamdan kurtularak yalnız üç gün yağmalandı. Bundan sonra on beş gün muhasaradan sonra Kayseri düştü; Erzurum’daki gibi bütün erkekler katledilip kadınlar esir alındı; bu mamur şehir de tahrip edildi. Kayseri’nin feci vaziyetini haber alan İkinci Giyasüddin, Menderes nehri tarafında ve İznik Rum İmparatorluğu sınırındaki bir kaleye kaçtı. Bu başarılardan sonra Baycu bir çok ganimet, mal ve hayvanla Garp Moğol ordusunun karagâhı olan Azerbaycan’daki Mogan sahrasına döndü.

Moğollarla Anlaşma Sonucu Durum Nasıl Oldu?

Kösedağı bozgunluğu üzerine Selçuk veziri Mühezzibüddin Ali, kaçıp Amasya’ya gelmişti; Kayseri felâketini duyunca ürktü ve Amasya kadısı ile görüşerek Baycu Noyin’in yanına gidip uzlaşma teklifine karar verdiler ve ikisi beraber Mogan’a gittiler. Görüşüp anlaştılar. Bu anlaşma gereğince, Moğollara senelik bir vergi ve hayvan verilecekti.

Selçuk Devletinin istiklâlini kaybetmesi üzerine bu devlete her sene vergi veren Kilikya Ermeni Kralı Hetum vergiyi kestiği gibi fırsatı kaçırmayarak Selçukilere ait bazı kaleleri de işgal ile katliâm yapmış ve bundan başka Kayseri felâketini müteakip kendisine iltica etmiş olan Giyasüddin’in valdesi Mahperi Hatun ile zevcesini ve kızını Moğol kumandanına teslim ederek onlarla birleşmişti.

Moğollarla sulh olup Suriye’ye ve güney hudutlara kaçan halk yerlerine avdet ile asayiş biraz yoluna girdikten sonra Ermenilerden intikam almak üzere Sâhib Şemseddin İsfahanî kumandasındaki bir Selçuk ordusu o tarafa gitti. Bu kuvvetler, Ermenileri vurdular ve Tarsus’u muhasara ettilerse de Moğolların müdahalesiyle daha ileri gidilemedi. Yalnız Ermeniler elde ettikleri yerleri geri verdiler. Bu sırada Selçuk hükümdarı İkinci Giyasüddin Keyhusrev vefat etti (644 H./1246 M).

İkinci Giyasüddin Keyhusrev, sefahate düşkündü. Moğol felâketinden sonra devlet işlerini vezir Mühezzibüddin Ali ile Şemseddin İsfahanî ve Celâlüddin Karatay gibi tecrübeli ellere bırakmıştı.

Giyasüddin Keyhusrev, zamanında İstanbul Lâtin İmparatoru İkinci Bodoen, İznik imparatoru Jan Dukas tarafından sıkıştırılmakta olduğundan Selçukîlerden yardım istemişti; Kösedağ muharebesinden sonra kendi başının derdine düşen Selçuk hükümdarı bu teklife muvafakat etmekle beraber fiilî teşebbüse geçmemiş ve hattâ İznik İmparatoruyla anlaşmayı siyasetine daha uygun bulmuştu. Bundan dolayı Selçuk ve İznik hükümdarları Tripolis (Denizli’nin Boldan kasabası yakınında) şehrinde görüşüp anlaştılarsa da İznik İmparatoru’nun kuvveti bu işe kâfi değildi. İki hükümdar arasındaki bu görüşmenin, Giyasüddin’in Menderes taraflarına çekildiği zaman yapılmış olması kuvvetle muhtemeldir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir