1821 Rum İsyanı ve Yunanistan’ın Kurulması

Rumlar, Osmanlı Devleti içinde ayrı bir yere sahip olan azınlıklardandı. İstanbul’un fethi ile beraber Fener Rum Patrikhanesine ayrı bir önem verilerek Rumlara ibadet hürriyeti tanındı.

Patriğin zaman içinde yetkileri arttırıldı ve Osmanlıya katılan her Ortodoks topluluk, Rum Patrikliği’ne bağlandı. İstanbul’daki Rumlar yabancı dillere hâkim olduklarından devlet kademesinde tercümanlık görevlerine getirilerek Reis’ül küttabların en yakın çalışma arkadaşları oldular.

XVIII. yüzyıla gelindiğinde Fransız İhtilali’nden etkilenen Rumlar, Megali İdea adını verdikleri düşünce çevresinde bir araya gelerek isyan hazırlıklarına başladı. Bu düşüncenin temelinde Bizans’ı yeniden diriltme ülküsü yatmaktaydı.

Megali İdea (Büyük Fikirler) afişi

Megali İdea (Büyük Fikirler) afişi

Yeni Çağ’da ortaya çıkan Hümanizm ve Rönesans hareketleriyle Avrupa’nın aydınları, eski Yunan kültürüyle temas edince Avrupa’da Yunan hayranlığı ortaya çıkmaya başladı. Venedik ve Cenevizlilerin denizcilik alanındaki faaliyetleri sonlanınca onların yerini Yunanlı denizciler almaya başladı. Bu durum Yunanlıların Avrupa kültür ve medeniyetini tanımalarını sağladı. Bunların yanı sıra Rusya, Rumların bağımsızlık duygularını harekete geçirmek için faaliyetlere başladı. Rusların asıl amacı Osmanlı Devleti’nin Balkan Yarımadası üzerindeki etkinliğini kırmaktı.

Rumları bağımsızlığa götürecek ilk adım 1814’te Odessa’da gizlice Filik-i Eterya Cemiyeti kurularak atıldı. Bu cemiyet 1894’te Etnik-i Eterya Cemiyeti adını aldı. Görünüşte eğitim- öğretim amacıyla kurulan bu dernek, Rum ayaklanması için para toplayarak, silah dağıtarak propaganda faaliyetleri yapıyordu. Bizans İmparatorluğu’nu yeniden canlandırmayı amaçlayan cemiyetin 1815 yılında İstanbul’da ilk şubesi açıldı.

Rumların ilk isyanı Boğdan’da Alexander (Aleksandr) İpsilanti tarafından çıkartıldı. Rum İsyanı’nın Eflak-Boğdan’da çıkarılmasının en büyük nedeni Rusya’ya sınır olmasıydı. Alexander İpsilanti böylece Rusya’dan yardım alacağını düşünüyordu ancak beklediği olmadı. Ne Boğdan’daki Romenler ayaklanmaya katıldı ne de Rusya’dan istenilen destek geldi. Bu sayede isyan, Osmanlı Devleti tarafından kısa sürede bastırıldı. Rumların asıl isyanı 1821’de Mora Yarımadası’nda başladı.

Tepedelenli Ali Paşa (temsilî)

Tepedelenli Ali Paşa (temsilî)

Mora İsyanı ile beraber Yanya Valisi Tepedelenli Ali Paşa da Osmanlı Devleti’ne karşı isyan etti. Tepedelenli Ali Paşa isyanı kısa sürede bastırıldı ancak Osmanlı Devleti, Mora Yarımadası’nda başlayan Rum İsyanı’nı bastırmakta yetersiz kaldı. Bunun üzerine Padişah II. Mahmut, Mısır Valisi Kavalalı Mehmet Ali Paşa’dan Mora İsyanı’nı bastırmak için yardım istedi. Mehmet Ali Paşa yardım karşılığında II. Mahmut’tan kendisine Mora’nın yanında Girit valiliğinin de verilmesini talep etti. Bu isteği kabul edilince Mehmet Ali Paşa, oğlu İbrahim Paşa’yı Mora’ya isyanı bastırmak için gönderdi. Mısır’dan gelen yardım sayesinde Osmanlı Mora İsyanı’nı bastırdı. 1815 Viyana Kongresi’nde belirlenen siyasete göre bir yerde milliyetçilik ayaklanması çıkarsa kongreye katılan ülkeler hep birlikte isyan çıkan devlete yardım etme kararı almışlardı. Fakat bu siyaset, Osmanlı Devleti için uygulanmadı. Rum İsyanı bastırılınca bu durumdan rahatsız olan İngiltere, Rusya ve Fransa; Osmanlı Devleti’nden Yunanistan’a özerklik verilmesini istediler. Osmanlı Devleti bu isteği reddedince Osmanlı ve Mısır donanmaları 1827’de Navarin’de baskına uğradı ve yakıldı.

Osmanlı donanmasının yakılmasından özellikle Rusya, Fransa ve isyancı Yunanlılar memnun kaldı. İngiltere ise Doğu Akdeniz’de Osmanlı ve Mısır donanmasının yok edilmesiyle Rusya’ya karşı durabilecek bir deniz gücünün kalmamasından dolayı endişelendi.

Osmanlı Devleti Navarin’de uğradığı zararın karşılanmasını istediyse de bu isteğinden bir sonuç elde edemedi. İngiltere ve Rusya elçilerini İstanbul’dan geri çektiler. Rusya yeni topraklar kazanmak için 1828 yılında Osmanlı Devleti’ne savaş ilan etti. 1829 yılında Osmanlı Devleti’nin yenilmesi üzerine Edirne Antlaşması yapıldı. Bu antlaşma ile Yunanistan’a bağımsızlık verildi.

Rum İsyanı sonucunda Yunanistan’ın bağımsızlığını kazanmasının yankıları geniş oldu. İlk kez bir Balkan halkı, bağımsızlığını kazanarak Osmanlı Devleti’nden ayrılmış oluyordu. Bu sonuç, Osmanlı Devleti’ne bağlı diğer Balkan uluslarının isyanlarına cesaret verdi. 3 Şubat 1830’da Londra’da yapılan görüşmelerde Yunanistan Krallığı resmen kuruldu. Mısır Meselesi’nin kesin olarak çözülmesinden Kırım Savaşı’na kadar uzanan süre Osmanlı Devleti için bir barış dönemidir (1841-1853). Osmanlı Devleti, İngiltere ve Fransa ile yakın ilişkiler geliştirmeye devam ediyordu. Kırım Savaşı arifesinde Osmanlı Devleti, Tanzimat Fermanı ile başlatılan ıslahatları uygulamaya çalışıyordu.

Çar I. Nikola (temsilî)

Çar I. Nikola (temsilî)

Rus Çarı I. Nikola ise Osmanlı Devleti’nin sonunun yakın olduğunu düşünüyordu. 1848 İhtilalleri sırasında Avrupa önemli sorunlarla uğraşırken bu durumdan etkilenmeyen tek ülke Rusya’ydı. 1848’deki ihtilal dalgası Avrupa’ya yayılmıştı. Bu ihtilal ayaklanmalarında liberal akımın etkisi fazlaydı. Bunun yanında İtalya, Almanya, Avusturya ve Macaristan’daki ayaklanmalarda ulusal bağımsızlığı kazanma amacı ön plandaydı. İngiltere, Belçika ve Fransa’da ise toplumsal reformları hedefleyen işçi hareketleri meydana gelmiştir.

Lehistan İsyanı’nı bastıran Rusya, diğer yandan Avusturya’ya yardım ederek Macar İsyanı’nın bastırılmasında rol sahibi oldu. Bu başarılardan cesaret alan Rus Çarı Avrupa’ya düşüncelerini kabul ettirebileceği kanısındaydı. Rusya, kendini Ortodoks Kilisesi’nin yanında Osmanlı Devleti’nin de koruyucusu olarak görüyordu. Ortodoks Kilisesi merkezinin İstanbul’da bulunması Rusya’nın çıkarlarına engel olmaktaydı. Diğer yandan Rusya, Osmanlı Devleti topraklarındaki Ortodoks Hristiyanlarının uyum içerisinde yaşamasından da hoşnut değildi.

Hristiyanlığın Ortodoks mezhebine bağlı olan Rusya kendi politikaları gereğince bu mezhebin kilisesini idaresi altına alma faaliyetlerini yürütmeye devam ediyordu. 1833’te Hünkâr İskelesi Antlaşması’nın imzalanması Rus çıkarlarına uygun bir durum ortaya çıkarmıştı. Ne var ki Osmanlı Devleti’nin Fransa ve İngiltere ile münasebetlerini geliştirmeye başlaması Rusya’nın tepkisine yol açtı.

1839 Tanzimat Fermanı’nın ilanı ile Osmanlı’nın İngiltere ve Fransa’ya yönelmesi Çar I. Nikola’nın hoşnutsuzluğunu son aşamaya getirdi. Rus Çarı I. Nikola Osmanlı Devleti’ni bölmeye ve himaye etmeye karar verdi. 1848 İhtilalleri Fransa başta olmak üzere Avusturya-Macaristan İmparatorluğu ve Prusya’nın siyasi açıdan iç yapılarını sarsmıştı. İngiltere, bu süreçte Osmanlı Devleti’nin toprak bütünlüğünden yana oldu. İngilizler, Rusya’nın 1853’te Osmanlı Devleti’ni paylaşma teklifi reddetti. Çünkü Ruslar’ın Doğu Akdeniz’e yerleşerek sömürge yollarının güvenliğini tehlikeye atacağını düşünüyorlardı. Bunun üzerine Rus Çarı Osmanlı Devleti hakkında tek başına hareket etme kararı aldı. Hareket noktası ise Kutsal Yerler Sorunu’ydu.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir