1864 Vilayet Nizamnamesi

7 Kasım 1864’te Fuad Paşa tarafından “Teşkil-i Vilâyet” reformu yayımlandı. Buna göre, vilâyet meclisleri, sancak meclisleri ve kaza (ilçe) meclislerinin üyeleri artık halk arasından iki yıl için seçimle işbaşına geleceklerdi.

Meclis üyeleri, halkın din ve mezhebine göre belli bir oranda seçiliyordu. Ne var ki, bu meclislerin yürütme yetkileri yoktu ve tümüyle danışma görevini üstlenmişlerdi. Yetkilerin tümü gene kaymakam, mutasarrıf ve valilerdeydi. Aynı reforma göre, bir vilâyet merkezinde yılda bir defa, gene danış­ma niteliğinde, bir Genel Meclis toplanıyordu. Vilâyeti oluşturan kazaların temsilcilerinin katıldığı bu meclislerde o yerin sorunları tartışılıp karara bağ­lanıyordu. Bu yoldan halkın -bir ölçü­ de de olsa- yönetime katılması sağlanmış oluyordu.

1864 tarihli “Vilâyet Nizamnamesi ile, İdarî merkeziyetten yerinden yönetime doğru bir gidişi sağlayacak biçimde, valilerin ve meclislerin yetkileri artırılmıştır. Görülüyor ki, günümüzdeki taşra örgütü bu temele dayanmaktadır.

Vilâyet Nizamnamesi birdenbire tüm ülkede uygulanmadı. Balkan Yarımadası’ndaki Niş, Silistre ve Vidin birleş­tirilerek “Tuna Vilâyeti” oluşturuldu. Valiliğine Midhat Paşa atandı. Bu çok yetenekli yönetici, Tuna vilâyetini kısa sürede örnek bir duruma getirdi. Burada çoğunlukta olan Bulgarlar yeni yö­netimden çok memnun kaldılar. Midhat Paşa, vilâyet işlerinin görülmesinde yeni bölgesel kurallardan yararlandı. Yol ve bayındırlık işlerini büyük bir hızla geliştirdi. Türk tarihinde ilk kez tarım kredi sandıklan açarak üretimin artmasını sağladı. Öyle ki, vilâyetin tüm kamu hizmetleri görüldükten sonra, oradan sağlanan vergi yüzde yüzden fazla bir artış gösterdi. Bu gelişmede, Midhat Paşa’nın üstün kişiliği büyük rol oynamakla birlikte, yeni düzenlemenin de etkisi olmuştur.

Denemeden alınan iyi sonuçlar dolayısıyla sistem bir süre sonra tüm ülkeye yaygınlaştırıldı ve bu arada düzenlemenin bazı eksiklikleri giderilerek 1870 yılında yeni bir “Vilâyetler Nizamnamesi” yayımlandı. Bu nizamname, 1864 yılında kurulan sistemi aynen benimsemiş, ancak bazı noktalara daha fazla açıklık getirmiştir.

1876 Kanun-ı Esasîsi 108-110. maddeleriyle taşra örgütünü de düzenlemişti. Yerel (mahalli) yönetimler, gene Fransız örneğine göre kurulmuştu. Fakat anayasanın bu konularda öngördüğü kanun, bir türlü çıkarılamamış, sonunda II. Meşrutiyet döneminde Balkan Savaşlarının ardından, Meclislerin dağıtıldığı bir zamanda bir “Kanun-ı Muvakkat” (Geçici Kanun) ile vilâyet yönetimi düzenlenmiş (1913) ve bu geçici kanun 1929 yılına kadar yürürlükte kalmıştır.

Yerel yönetimlerin bir parçası sayı­lan belediyeler ilk kez 1869 yılında İstanbul kenti için kurulmuş, 1870’ten sonra da ülkeye yaygınlaştırılmıştır.

Cumhuriyet dönemine kadar taşra örgütü bu esaslarını korumuştur. Ayrıca Tanzimatçılar, yönetimle ilgili yeniliklerin ancak bilgili ve bilinçli memurlarla yararlı olabileceğini anlamışlardı. Tanzimat’a kadar memur olabilmenin belirli koşulları yoktu. Yetenekli üst yönetici yetiştirmek için 1859 yılında Mülkiye Mektebi kuruldu. Bu mektebin mezunları giderek arttı, fakat yönetim kadrosunun tüm ihtiyaçları karşılanamadı. Zaman zaman çıkarılan nizamnameler ile memurların görevleri, atanma biçimleri, yargılanmaları, maaş ve yollukları düzenlenmeye çalışıldı.

1873 yılında tüm yönetim kadrosuna maaş esası yaydırıldı. Öte yandan İdarî teftiş örgütü de geliştirildi.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir