Ankara Savaşı’ndan Sonra Osmanlı’nın Parçalanması

Ankara Savaşı’nda Osmanlı kuvvetleri mağlup olmuş, Anadolu beyleri ellerinden çıkan yerleri ziyadesiyle geri almışlar ve Osmanlı şehzadeleri arasında saltanat mücadelesi başlamıştı.

Bununla beraber, Osmanlılar aleyhine Güneydoğu Avrupa’da yani Balkanlar’da hiçbir hareket vuku bulmamış ve hatta Osmanlılardan zarar görmüş olan Venedik, Ceneviz ve Macarlar tarafından da gerek münferiden ve gerekse müttefikan taarruzî bir tecavüz görülmemiştir. Hatta dikkate şayan olarak Ankara’da mağlup kuvvetten kırk bin kişilik Osmanlı kuvvetlerinin Rumeli’ye geçmesine Bizans İmparatoru Manuel’in engel olmak istemesine karşı Ceneviz ve Venedik gemileriyle birbirlerine rekabet edercesine bunların Rumeli’ye nakilleri yapılmış ve bu suretle Balkanlar’da kuvvetli bir Osmanlı ordusu toplanmıştır.

Ankara bozgunluğundan istifade ederek Niğebolu mağlubiyetinin acısını çıkarması gerekenler, Macarlardı. Fakat bu sırada Papa Bonifas, Sigismund’a karşı Macar krallığını elde etmesi için Sicilya kiralı olan Ladislas’a yardım etmekte olduğundan Macar kralı bu fırsattan istifade edemediğinden Sigismund Balkanlarda bir rol oynayamamıştır. Asıl dikkate şayan olan bir hadise de Ankara bozgunluğunun Balkanlardaki Hristiyan tebaa üzerinde hiçbir tepki yaratmaması ve sükûnetin devam ederek Osmanlı idaresine karşı bağlı kalınmasıdır ki bu hal Rumeli’deki Osmanlı idaresinin diğer komşu devletlerden daha âdilâne olduğunu gösteren vakıalardan birisidir.

İşte Osmanlı Devleti yeni elde edilen Balkanlarda siyasî ve idarî kiyaset ve dûrendişliği sayesinde bu fırtınalı ve tehlikeli havada Rumeli’yi hâdisesiz olarak elinde tutmaya muvaffak olmuştur. Osmanlı Devleti Timur’un darbesini yeyip parçalandığı ve daha aşağılarda görüleceği üzere şehzadeler arasında saltanat mücadelesi olduğu sıralarda Balkan devletlerinin Osmanlılara karşı birleşmemelerini, bazı ecnebi kaynaklar kiliselerin birleşmemiş olmasına atfetmişlerdir. Halbuki Osmanlı hükümeti tebaası arasında adaleti ve ahengi temin etmek ve dinî işlere karışmamak suretiyle bu emniyeti temin eylemiş olduğundan ve bundan başka Balkanlardaki Ortodoks mezhebine mensup tutucu halkın Katoliklere karşı adeta müdafaasını yani onların vicdanî akidelerine karşı hürmeti ve buna kimseyi müdahale ettirmemeyi umde ittihaz ettiğinden Rumeli’deki Ortodoks tebaa huzur içinde bulunmakta idi.

Bu hale karşı bir aksülamel olması kabil değildi. Nitekim Bizans İmparatorlarının Katolik mezhebini kabul etmek için yaptıkları teşebbüsler de Ortodoks halkın ve papazların mümaneatiyle karşılaşmıştı. Yıldırım Bayezid esir düştüğü zaman en büyükleri Emir Süleyman olmak üzere İsa, Mehmed, Musa, Mustafa ve Kasım adlarında altı erkek çocuğu vardı; bunların beşi babalarıyla beraber Ankara muharebesinde bulunup Kasım pek küçük olduğundan Bursa’da bırakılmıştı. Süleyman Çelebi, muharebenin kaybedildiğini görünce vezir-i âzam Çandarlı zade Ali Paşa, Murad Paşa ve Yeniçeri ağası Hasan Ağa ve Balıkesir subaşısı yani askerî kumandanı Eyne Subaşı ile ve bir kısım kuvvetlerle beraber kaçmışlardı. İsa Çelebi, muharebeden kaçtıktan sonra Balıkesir taraflarında saklanmış, Mehmed Çelebi Amasya’ya, çekilmiş ve Musa ile Mustafa esir düşmüşlerdi.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir