Boğazlar Meselesi ve Rusya

XVIII. yüzyılda Rus Çarı I. Petro’nun sıcak denizlere inme politikasıyla başlayan yayılmacı siyasetinde İstanbul ve Boğazlar, ayrı bir yere sahipti.

Boğazların ele geçirilmesi, Rus dış siyasetinin ana prensibi hâline geldi. Özellikle, 1774 Küçük Kaynarca Antlaşması’ndan sonra Rusya’nın Boğazlar üzerindeki talepleri arttı. İstanbul, Rus tehlikesine maruz kaldı. 1833’te Mısır İsyanı’nda Rusya’dan alınan yardım çerçevesinde Rus donanmasının Boğazlardan geçişi Rusları bu bölge üzerindeki emelleri açısından cesaretlendirdi. Aynı sene imzalanan Hünkâr İskelesi Antlaşması, Rusya için istediği ortamın oluşmasını sağladı.

Boğazlar bu antlaşmayla Avrupalı büyük devletlerin donanmalarına kapatıldığı gibi Rus savaş gemilerine açıldı. Bu madde İngiltere’nin sömürgelerine giden yol (Hindistan Yolu) üzerinde güçlü bir Rusya’nın varlığına sebep olabilirdi. Rusya’ya karşı, Boğazlar Meselesi’ni çıkarları doğrultusunda düzenlemeye karar veren Fransa, İngiltere, Avusturya ve Prusya ortak bir noktada buluştu. Geçerliliği sekiz yıl olan Hünkâr İskelesi Antlaşması’nın 1841’de süresi dolmaktaydı.

1841’de İngiltere’de imzalanan sözleşme (Londra Boğazlar Sözleşmesi) gereğince Rusların Boğazlar üzerindeki ayrıcalığı ortadan kalktı. Boğazlar bu sözleşmeyle uluslararası bir statüye kavuştu.

1856 Paris Antlaşması’yla Boğazlar’ın statüsü 1841 Londra Boğazlar Sözleşmesi esas alınarak yeniden düzenlendi. Antlaşma ile Karadeniz kıyılarında Rusların donanma bulundurma hakkı ellerinden alındı. 1871’de Londra’da yapılan bir toplantıda Ruslara Karadeniz’de yeniden donanma bulundurma hakkı tanındı. Bu tarihten itibaren Rusya, Boğazları yeniden ele geçirme siyasetine başladı.

1878’de Rus askerlerinin İstanbul kapılarına kadar ilerleyişi İngiltere’nin karşı koymasıyla durduruldu. Kısa bir zaman sonra Rusları durdurma rolünü Almanya üzerine aldı ve Rusya’ya Boğazları kapattırdı. Rusya, Boğazlar konusunda İngiltere ve Avusturya ile anlaşmaya çalıştıysa da başarılı olamadı. II. Abdülhamit Osmanlı Devleti’nin zor dönemlerden geçtiği yıllarda, Rusya karşısında başta İngiltere’ye daha sonra da Almanya’ya yakınlaşmak suretiyle Boğazların statüsünü korumada başarılı oldu.

Reval Görüşmeleri

9 Haziran 1908’de Finlandiya Körfezi’ndeki Reval Limanı’nda İngiltere Kralı ile Rus Çarı bir araya geldiler. Yaptıkları görüşmeden sızan sonuçlara göre Osmanlı Devleti toprakları yeniden paylaşılacak, Rumeli parçalanacak, Osmanlı Devleti ordularını gönderemeyecek ve bu duruma boyun eğecekti.

Reval Planı’na göre Makedonya’da reform programının yapılması kararı alınmıştı. Bu karar Makedonya’nın özerkleştirilerek Osmanlı Devleti’nden koparılması anlamına gelmekteydi. İttihat ve Terakki Partisi taraftarları Reval Görüşmeleri’ne tepki olarak Makedonya’da İstanbul’a karşı isyan çıkarttı. Bu gelişmelerin neticesinde 1908’de II. Meşrutiyet ilan edildi.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir