Dünya Gücü Osmanlı Devleti

Osmanlı Devleti sınırlar genişledikçe topraklarını korumak ve yeni fetihler yapabilmek amacıyla güçlü bir donanma oluşturmaya çalışmıştır.

Kuruluş yıllarında kendi oluşturduğu küçük donanmasını Türk beyliklerinin denizcilik birikimlerinden faydalanarak geliştirmiştir. Fatih Sultan Mehmed döneminde donanma, ateşli silahlarla güçlendirilmiştir. II. Bayezid’in izlediği stratejik politikalar sayesinde tersane sayısı artırılmış, büyük gemiler ve uzun menzilli toplar kullanılmıştır. Osmanlı Devleti, II. Bayezid döneminde denizlerde Venedik, Ceneviz, İspanya ve Portekiz donanmalarına karşı mücadele etmiştir. Denizlerdeki mücadeleler Osmanlı Devleti’nin 15 ve 16. yüzyıllardaki stratejik rakiplerine karşı üstünlük kurmasını sağlayacak politikalara dönüşmüştür.

1519’da Habsburglardan V. Karl ile birlikte Fransa Kralı I. François, Mukaddes Roma-Germen İmparatorluğu tahtına adaylıklarını açıklamışlar, Avrupa’nın bütün güçlerini Osmanlılara karşı seferber edeceklerine dair söz vermişlerdi ancak iki Avrupa hükümdarının birbirine düşmesi Osmanlılara fayda sağlamıştır.

Rodos’un Fethi (1522): Yavuz Sultan Selim’in Mısır Seferi sonucunda Hindistan’dan Doğu Akdeniz limanlarına kadar Baharat Yolu’nun denetimi Osmanlıların eline geçmişti. Mısır’ın alınmasıyla İstanbul ile Mısır arasında deniz ticareti yoğunlaşmıştı. Deniz yolu üzerindeki Rodos Adası’na hâkim olan Saint Jean (Sen Jan) şövalyelerinin elinde bulunmaktaydı. Şövalyelerin ticaret gemilerine zarar vermesi üzerine Kanuni Sultan Süleyman, Rodos üzerine harekete geçti. Beş ay süren kuşatmanın ardından Rodos fethedilmiştir. Böylece Mısır deniz yolunun güvenliği sağlanmıştır.

Preveze Deniz Muharebesi (1538): Kanuni Dönemi’nde Osmanlı Devleti mücadelesini yalnız karada değil denizlerde de devam ettirmiştir. Alman İmparatoru Şarlken, İspanya Krallığı ile birlikte kurdukları donanmanın başına ünlü denizci Andrea Doria’yı (Andre Dorya) getirmiştir. Andrea Doria komutasındaki müttefik donanması 1532’de Mora kıyılarına saldırarak Osmanlıların elinde bulunan İnebahtı ve Koron kalelerini almıştır. Bunun üzerine Kanuni Sultan Süleyman, Barbaros olarak tanınan Hızır Reis’i İstanbul’a çağırmıştır.

1532’de İstanbul’a doğru yola çıkan Barbaros döneminin deneyimli denizcilerinden on sekiz kaptan ile birlikte İstanbul’a doğru yola çıkmıştır. Andrea Doria üzerine gitmiştir. Doria İtalya’ya kaçmıştır. 1533 yılında İstanbul’a gelen Hızır Reis, Kanuni Sultan Süleyman tarafından kaptanıderyalığa getirilmiştir. Hızır Reis, kaptanıderya olduktan sonra Barbaros Hayreddin Paşa olarak anılmıştır. Barbaros’un Osmanlı donanmasının başına geçmesiyle Osmanlılar denizde de hâkimiyet kurmaya başlamıştır. Barbaros, Akdeniz’de faaliyet gösteren denizci akıncılarını kendisine bağlayarak donanmasını güçlendirmiştir. Osmanlılar tarafında bu gelişmeler yaşanırken papanın öncülüğünde İspanya, Venedik, Malta Şövalyeleri, Portekiz, Cenova gibi devletler bir araya gelerek Osmanlılara karşı bir ittifak oluşturmuştur. Avrupa devletleri ittifak yapmalarına rağmen aralarında birbirlerine karşı güven duymuyorlardı. Barbaros düşman donanması arasındaki bu durumun farkında idi.

Haçlı donanmasının başına Andrea Doria getirildi. Düşman donanmasının hareket etmesi kararlaştırıldı. Barbaros, Haçlı donanmasının harekete geçtiğini haber alınca İstanbul’dan ayrılmıştır. Barbaros komutasındaki Osmanlı donanması 24 Eylül 1538 tarihinde Preveze Limanı’na ulaşmıştır. Haçlı donanması sayıca üstün ve daha büyük gemilere sahip idi. Barbaros, Haçlı donanmasının üstünlüğünden dolayı açık denizlerde karşılaşmak istememiştir. Barbaros, Preveze Körfezi’nin içinde büyük gemilerin geçemeyeceği bir sığlığın arkasına gizlenerek düşmanın açık vermesini beklemiştir. Haçlı donanması Preveze açıklarından ayrılmıştır. 27 Eylül’de Barbaros, güçlükle ilerleyen Haçlı donanmasını takip etmiştir. Barbaros Hayreddin Paşa komutasındaki Osmanlı donanması Andrea Doria komutasındaki 262 gemiden oluşan haçlı donanmasını Preveze önlerinde yakalayarak 28 Eylül 1538’de büyük bir bozguna uğratmıştır.

Preveze Deniz Zaferi

Preveze Deniz Zaferi

Preveze Deniz Zaferi sonucunda Osmanlı Devleti Akdeniz’de bulunduğunu göstermiştir. Zaferin kazanıldığı 28 Eylül günümüzde Türk Denizcilik Günü olarak kutlanmaktadır.

Trablusgarp’ın Fethi (1551): Preveze Zaferi’nden sonra Venedik Osmanlılarla müttefik hâline gelmiştir. Osmanlı Devleti, İstanbul’dan Cezayir’e kadar bütün Akdeniz’i kontrol altına almıştır. Barbaros Hayreddin Paşa’nın ölümünden sonra yerine Turgut Reis geçmiştir. Turgut Reis, İspanyollar tarafından Tunus topraklarından çıkarılmaya çalışılmıştır. İspanyolların saldırması üzerine Turgut Reis yenilerek çekilir ancak bu durum Turgut Reis’i yıldırmaz. İspanyollar tarafından kontrol edilen Akdeniz’de mücadelesine devam eder. Piyale Paşa ve Uluç Ali Paşa ile birlikte Rodos üzerine 1551 yılında bir sefer düzenlemiştir. Bu sefer sonucunda Rodos’u fethederek Trablusgarp’ı almıştır. Turgut Reis, bu başarısından dolayı Kanuni Sultan Süleyman tarafından Trablusgarp Beylerbeyi olarak atanmıştır.

Cerbe Deniz Savaşı (1560): Trablusgarp Beylerbeyi olan Turgut Reis, Kuzey Afrika kıyılarının güvenliğini sağlamak için Cerbe Adası’nın alınması gerektiğini biliyordu. Bundan dolayı İspanyolların elinde bulunan adayı kuşattı. Kuşatmanın başlamasının ardından haçlı donanmasının gelmesi üzerine kuşatmayı kaldırarak İstanbul’dan yardım talep etti. Bu yardım talebinin ardından Kaptanıderya Piyale Paşa donanmanın başında Cerbe Adası önlerine gelerek Haçlıları bozguna uğratmıştır.

Malta Kuşatması (1565): Malta Adası, Saint Jean şövalyelerinin elinde bulunuyordu. Şövalyeler Osmanlı Devleti’nin Akdeniz’deki hâkimiyetinin önünde engel oluşturmaktaydı. Kaptanıderya Piyale Paşa, Avrupa devletlerinin üs olarak kullandıkları bu adayı kuşatmıştır ancak kış şartlarından dolayı kuşatmayı kaldırmak zorunda kalmıştır.

Sakız Adası’nın Fethi (1566): Malta’nın kuşatılmasından bir yıl sonra kaptanıderya Piyale Paşa Osmanlı Devleti’ne vergisini ödemeyen Cenevizlilerin elindeki Sakız Adası’nı kuşatmıştır. Ada, Cenevizliler tarafından savaş yapılmadan fethedilmiştir.

Kıbrıs Adası’nın Fethi (1571): Yavuz Sultan Selim döneminde Memlûk Devleti’nin ortadan kaldırılmasından sonra Venedik onlara verdiği Kıbrıs vergisini Osmanlı Devleti’ne ödemeye başlamıştır. Doğu Akdeniz’in hâkimiyetinin sağlanması açısından Kıbrıs’ın Venediklilerin elinde bulunması sakıncalı görülmüştür. 1569 yılında Fransa ile kapsamlı bir kapitülasyon imzalanması Kıbrıs’ın alınması için hazırlıkların yapıldığını göstermektedir. 1570 yılında Mısır’dan şeker ve pirinç getiren bir geminin Kıbrıs’ta barınan korsanlar tarafından zapt edilmesi üzerine Kıbrıs Seferi’ne karar verilmiştir. Kıbrıs’ın Fethi için Lala Mustafa Paşa görevlendirilmiştir. On bir ay süren kuşatmanın ardından 1571 yılında Kıbrıs’ın Fethi gerçekleştirilmiştir. Kıbrıs’ın fethedilmesinin ardından Anadolu’dan önemli sayıda Türk getirilerek adada iskânı sağlanmıştır.

İnebahtı Deniz Muharebesi (1571): Kıbrıs’ın büyük bir bölümünü kaybeden Venedik, Osmanlı Devleti ile gizliden gizliye barış görüşmeleri yürütüyordu ancak 1571 Nisan’ında Venedik, Osmanlı Devleti ile barış yapmaktan vazgeçti. Hızlanan diplomatik görüşmeler sonunda papalık, İspanya ve Venedik’in katıldığı haçlı ittifakı oluşturuldu. Haçlı donanması Osmanlı donanması üzerine harekete geçti. Osmanlı donanması kaptanıderya Müezzinzâde Ali Paşa komutasında Kıbrıs yakınlarında İnebahtı’ya ulaştı. Haçlılar Osmanlı donanması ile İnebahtı’da karşılaşmaya karar verdiler. Don Juan komutasındaki haçlı donanması ile Osmanlı donanması İnebahtı Körfezi önlerinde karşılaştı. Haçlı donanması 243 gemi, 37.000 askerden oluşurken Osmanlı donanması 230 gemi ve 25.000 askerden oluşmaktaydı. Haçlılar, İnebahtı önlerinde Osmanlı donanması karşısında üstünlük sağladılar.

İnebahtı Deniz Muharebesi

İnebahtı Deniz Muharebesi

İnebahtı Deniz Muharebesi’nde Osmanlı donanmasının büyük bir kısmı yok edilmiştir. 190 Osmanlı gemisi batmış veya haçlıların eline geçmiştir. Kaptanıderya Müezzinzâde Ali Paşa ve yüzlerce Osmanlı amirali şehit düşmüştür. Donanmamızdaki 20.000 asker şehit olurken 3845 asker Haçlılara esir düşmüştür.

İnebahtı Deniz Muharebesi Osmanlı Devleti’nin denizlerde uğradığı ilk büyük yenilgidir. Osmanlı Devleti yeni bir donanma hazırlıklarına başlamıştır. Uluç Ali Paşa 28 Ekim 1571 tarihinde Cezayir Beylerbeyliği ile birlikte kaptanıderyalığa getirildi.

Venedik, İnebahtı Deniz Muharebesi’nin ardından Osmanlı yönetiminin niyetini anlamak ve kendi lehlerine barış antlaşması yapmak için İstanbul’da bulunan elçisini görevlendirmiştir. Venedik elçisi Barbaro ile Sokullu Mehmet Paşa arasında görüşmeler yapılmıştır. Sokullu, elçiye “Sizden bir krallık yer almakla, bir kolunuzu kesmiş olduk. Siz ise donanmamızı mağlup etmekle sakalımızı tıraş ettiniz. Kesilmiş bir kol yerine gelmez, ama tıraş edilmiş sakal evvelkinden daha gür çıkar.” cevabını vermiştir.

1571 yılının kış ayları donanma için hazırlık yapmakla geçirildi. Anadolu’nun birçok bölgesinden gemi yapımı için gerekli malzemeler tersanelere gönderildi. 13 Haziran 1572 tarihinde 20.000 asker konulmuş 250 kadırgadan oluşan Osmanlı donanması Kılıç Ali Paşa komutasında denize açılmıştır.

Osmanlı Devleti’nin İnebahtı Deniz Muharebesi’nin ardından 250 kadırgalık yeni bir donanma hazırlamış olması düşmanlarının gözünü korkutmuştur. Donanmanın hazırlanmasının ardından Venedik ile Osmanlı Devleti arasında 7 Mart 1573’te antlaşma imzalanmıştır.

Fas’ın Osmanlı Himayesine Girmesi (1576): Osmanlı Devleti, Venedik ile antlaşma yaptıktan sonra İspanyolların elinde bulunan Tunus’u ele geçirmiştir.

Tunus’un alınmasıyla Osmanlı Devleti’nin Kuzey Afrika kıyılarındaki toprakları birleştirilmiştir. 1576 yılında Osmanlı Devleti, Fas’ı Portekizlilerin istilasından kurtarmıştır. Fas, Osmanlı himayesi altına girmiştir. Fas’ın alınmasıyla Osmanlı Devleti’nin sınırları batıda Atlas Okyanusu’na kadar genişlemiştir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir