Haçlı Seferleri’nin Sonuçları

I. Haçlı Seferi sonrası genel görünüm Haçlıların başarılı olduğu yönündedir.

Bu başarıda; Büyük Selçukluların dağılma sürecinde olması, Türkiye Selçuklularının henüz kuruluş aşamasında bulunması, Doğu dünyasının birlik ve beraberlikten yoksun olması gibi unsurlar etkili olmuştur. Haçlı Seferleri başlangıçta en büyük zararı Türkiye Selçuklularına vermiştir. Çünkü henüz kuruluş aşamasında olan devlet bu süreçten olumsuz etkilenmiştir. Devletin yıkılmasını engellemek için başkenti Konya’ya taşıyan I. Kılıç Arslan, sonraki mücadelelerinde Haçlılara karşı daha temkinli hareket etmiştir.

II ve III. Haçlı Seferleri sırasında Selçuklular, Haçlılar ile mücadelelerini başarıyla sürdürmüş ve Anadolu’nun Türkleşme sürecini devam ettirmiştir. Haçlılar, başta Kudüs olmak üzere ele geçirdikleri Urfa, Antakya ve Trablus gibi şehirlerde krallık, prenslik ve kontluklar kurmuşsa da yaklaşık iki asırlık bir mücadele sonucunda Müslümanlar bu toprakları yeniden fethetmiştir.

İstanbul’da Latin İmparatorluğu (Temsilî)

İstanbul’da Latin İmparatorluğu (Temsilî)

Türkmen göçleriyle fethedilmeye başlanan Anadolu’da zor durumda kalan Bizans, Haçlı Seferleri sayesinde nefes alma imkânı bulmuş ve ömrünü uzatmıştır. Türkiye Selçuklularının başkenti olan İznik’i ve Batı Anadolu’yu ele geçiren Haçlılar, bu bölgeleri Bizans’a vermiştir. Ancak başlangıçta Bizans için bir umut ışığı olan Haçlıların asıl zararı yine Bizans İmparatorluğu’na olmuştur. Seferlerin başından itibaren İstanbul’u Ortodokslardan alma düşüncesini taşıyan papa ve Haçlılar, amaçlarına IV. Haçlı Seferi’nde ulaşmıştır. 1204’te Haçlılar, İstanbul’da yaklaşık yarım asır sürecek bir Latin Krallığı kurmuştur. Daha sonra İstanbul’u Latinlerden geri alan Bizans, bir daha eski gücüne ulaşamamıştır.

Doğu ile Batı dünyası arasındaki ilişkileri arttıran Haçlı Seferleri, Akdeniz kıyılarındaki limanların önemini artırmıştır. Doğu dünyasını ve İslam medeniyetini yakından tanıma imkânı bulan Haçlılar; barut, kâğıt, matbaa, pusula gibi teknik buluşları Avrupa’ya taşımış ve bu buluşlar Avrupa medeniyetinin gelişmesine büyük katkı sağlamıştır.

Pusula

Pusula

Seferlerin başlamasını sağlayan papa, başlangıçta itibar kazanmışsa da sonraki başarısızlıklar Papalığın gücünün azalmasına neden olmuştur. Başta Anadolu olmak üzere Müslümanların elinde bulunan Suriye ve Filistin gibi topraklardaki halk, bu seferlerden zarar görmüştür.

Haçlı Seferleri ve Doğu-Batı Etkileşimi

Doğu dünyası ile Batı dünyası arasındaki mücadele, Haçlı Seferleri’yle başlamamış olsa da bu seferler etkileşimi üst düzeye çıkarmıştır. 1291 yılında son Haçlı kalesi olan Akka’nın Memlûkler tarafından ele geçirilmesi ile Haçlı Seferleri sona ermiştir. 1096-1291 aralığı etkileşimin her alanda yoğunluk gösterdiği bir dönem olarak geride kalmış, her iki medeniyetin birbirleri üzerinde bıraktıkları etkiler ise Haçlı Seferleri’nden sonra da devam etmiştir. Siyasi konular rahat aydınlatılabilmekle birlikte özellikle seyahatnameler ve döneme tanık olanların yazdıkları anılar kültürel etkileşimi ortaya koymakta son derece önemlidir.

Haçlılar ile Müslümanlar arasında kültürel etkileşim en çok günlük yaşam unsurlarında karşımıza çıkmaktadır. Konuşma dilinde kullanılan benzer tabirlerin yanı sıra giyim tarzı, ev dizayn biçimleri ve yemekler konusunda her iki medeniyet de birbirini etkilemiştir. Günlük yaşamı askerî ve ticari uygulamalar takip etmiş, savaş aletleri, kuşatma düzenekleri açısından her iki tarafın birbirini taklit ettiği gözlemlenmiştir.

Ticari uygulamalarda ise etkileşim Batı’dan Doğu’ya nakledilen bankacılık, çek, senet, kredi, kefil gibi uygulamalar Müslüman tacirler tarafından öğrenilerek uygulanmıştır. Haçlı Seferleri’nin sonucunda ticaretin gelişmesi ve sosyo-kültürel etkileşimin yaşanması gibi kazançların, her iki tarafın da yaşam tarzlarında değişikliklere neden olduğu rahatlıkla görülebilir (Güngörmez, 2014, s.127-128’den düzenlenmiştir).

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir