İbrahim Müteferrika ve Matbaa

1727 yılında, Macar mühtedisi İbrahim Müteferrika tarafından Mismari Şüca Mahallesi’ndeki evinde kurulan Darü’t-Tıbaati’l Amire adlı matbaa da yine Yirmisekiz Mehmed Çelelebi’nin Paris sefaretiyle ilişkilendirilir. Yirmisekiz Mehmed Çelebi’yle beraber Paris’te bulunan oğlu Said Efendi’nin burada matbaa ile ilgili gözlemleri ve İstanbul’a döndüğünde bu konuda Müteferrika’ya yaptığı yardımlar sayesinde matbaanın hayat bulduğu iddia edilir.

Bu bakış açısının, İstanbul, Selanik, İzmir ve Halep’te Yahudiler, Ermeniler ve Rumlar tarafından öteden beri işletilmekte olan matbaacılık alt yapısını inkar ettiği açıktır. Müteferrika, 1493’ten, II. Bayezid devrinden (1481-1512) beri İmparatorlukta zaten var olan matbaacılık alt yapısına Türkçe harfli ilk matbaayı kazandırmıştır. Ayrıca, Batı’da Türkçe harfli eserlerin önceden beri basıldığını da ifade etmek gerekir.

Müteferrika matbaasının 1730 isyanı ile ya da ölümünden sonra tarihe karıştığı doğru değildir. Aşağıda göreceğiniz üzere, matbaanın canlandırılması çabaları ilerleyen dönemlerde hep gündemde olacak ve özellikle de daha sonra faaliyete geçecek olan Mühendishane Matbaası, yeniden canlanmasının önemli bir aşamasını temsil edecektir. Bundan başka, 1803’te açılan Darü’t-Tıbaati’l-Cedide adli Üsküdar Matbaası da bu bağlamda zikredilmelidir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir