Osman Gazi’nin Rüyası, Şeyh Edebali’nin ve Osman Bey’in Vasiyeti

Osman Gazi, Ahi Şeyhlerinden Edebali’nin görüşlerine değer verir ve ona saygı duyardı. Sık sık Şeyh Edebali’nin Eskişehir Sultanönü’ndeki dergahına gider ve misafir kalırdı.

Osman Gazi bir gece Şeyh Edebali’nin dergahında misafirken bir rüya gördü. Sabah olunca hemen Şeyh Edebali’ye koşup, ona şöyle dedi: “Şeyhim, rüyama girdiniz. Göğsünüzden bir ay çıktı. Yükseldi, yükseldi, sonra benim koynuma girdi. Göbeğimden bir ağaç büyümeye başladı. Büyüdü, yeşillendi. Dal budak saldı. Dallarının gölgesi bütün dünyayı tuttu. Rüyam ne manaya gelir?”

Şeyh bir süre sustuktan sonra ona şöyle dedi: “Müjdeler olsun ey Osman! Allah, sana ve senin evladına saltanat verdi. Bütün dünya, evladının himayesinde olacak, kızım da sana eş olacak.” Bu olaydan sonra Şeyh, kızını Osman Bey’e verdi. Bu evlilikten de Alaeddin doğdu.

Şeyh Edebali’nin Osman Gazi’ye Vasiyeti

Ey oğul, artık Bey’sin!

Bundan sonra öfke bize, uysallık sana. Güceniklik bize, gönül almak sana. Suçlamak bize, katlanmak sana. Acizlik bize, hoş görmek sana; anlaşmazlıklar bize, adalet sana; haksızlık bize, bağışlamak sana.

Ey oğul, sabretmesini bil, vaktinden önce çiçek açmaz. Şunu da unutma ve insanı yaşat ki devlet yaşasın. Ey oğul, işin ağır, işin çetin, gücün kıla bağlı.

Allah yardımcın olsun.

Osman Gazi’nin Oğlu Orhan’a Vasiyeti

Ey oğul! Her işten önce din işlerine dikkat et. Zira farzlara dikkat, din ve devletin güçlenmesine sebeptir. Din işlerini; dikkatli olmayan, itikadı bozuk ve doğru yoldan ayrılmaya yönelen, büyük günahlardan kaçınmayan, helale-harama dikkat etmeyen sefihlere ve ayrıca tecrübesiz kişilere bırakma, devlet idaresinde bu gibi kişilere iş verme. Zira yaratandan korkmayan, yaratılandan hiç korkmaz. Büyük günah işleyen ve bunu devam ettiren kimsede sadakat olmaz. Böyle kişilerin sadakati olsa, ümmeti olduğu Peygamber-i Zişan’ın sadık tebligatı üzere hareket eder de şer’i şerifin dışına çıkmazdı.

Zulümden, bidatten sakın. Zulme ve bidate teşvik edenleri devletinden uzaklaştır. Çünkü böyleleri seni zevale uğratmış olurlar.

Daima cihat ile devletini genişletmeye çalış. Çünkü uzun zaman sefer olunmazsa askerin şecaatine; reislerin ve kumandanların bilgi, tedbir ve malumatına ağırlık ve noksanlık gelir. Böyle sefer işlerini bilenler ölür gider de yerine tecrübesiz kimseler gelir, bu yüzden de birçok hatalar meydana gelir ki, bundan da devlet büyük zararlar görür. Beytül-malı koru.

Devletin servetini çoğaltmaya çalış. Şer’i şerifin ölçüsüne göre sana ait olana kanaatle, ihtiyaçlarından ve gerekli olanlardan başka lüzumsuz yere telef etme, israftan kaçın, askerinle, malınla gururlanma. Zira onlar Allah yolunda cihat için milletin işlerinin yerli yerinde görülmesi ve cihana adalet ve fazileti yayman için vasıtadırlar.

Sadakatle Allah rızası için çalışan devlet erkanını koru. Vefatlarından sonra böyle kimselerin çoluk-çocuğuna bak, ihtiyaçlarını karşıla. Halkından hiç kimsenin malına tecavüz etme. Hak edenlere yardım ile iltifat elini uzat, böylelerinin yakınlarını sıkıntıdan kurtar. Askeri erkanı iyi koru.

Alimler, fazıllar, sanatkarlar, edipler; devletin bedeninin gücüdür. Bunlara iltifat ve ikramda bulun. Bir kemal sahibi işitince onunla yakınlık kur, dirlikler ver ve ihsan eyle. Hükümetinde ulema, fazıl kimseler, erbabı maarif çoğalsın, siyaset ve din işleri nizam bulsun.

Benden ibret al ki, bu diyarlara zayıf bir bey olarak gelip hak etmediğim halde bunca inayet-i celile-i Rabbaniye’ye mazhar oldum. Sen de benim yolumdan git ve bu Din-i Muhammedi’yi ve ashabım, başka sana tabi olanları koru. Allah’ın hakkını ve kulların hukukunu gözet. Ve senden sonrakilere böyle nasihat etmekten geri durma. Ve adalet ve insafa riayet ile zulmü kaldırmaya devam ile her bir işe teşebbüste Allah’ın yardımına güven. Halkını düşman istilasından ve zulme uğratılmaktan koru. Haksız yere hiçbir ferde layık olmayan muamelede bulunma. Halkı taltif et, hep sinin rızasını kazan.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir