Osmanlı Bankası 1856

Bank-ı Dersaadet ya da İstanbul Bankası (Banque de Constantinople) Dersaadet Bankası’nın (İstanbul Bankası’nın) tasfiyesi ile oluşan bu yeni ortam karşısında, bir yandan, Fatih Sultan Süleyman zamanından beri ticari ve finansal etkinlikte bulunan ve ellerinde birikmiş sermayesi olan çoğunluğu gayrımüslim para sahipleri aralarında anlaşarak “Galata Borsası“nı kurmuşlar, diğer yandan da, İngiltere’nin Osmanlı ile dış ticaretinde en önemli unsur olan Osmanlı bankacılığının örgütlenmesi, yukarıda İstanbul Bankası’nın kuruluşu sırasında değinilen gerekçelerin de etkisiyle yeniden ve yüksek derecede ihtiyaç duyulur hale gelmiştir.

Paris Konferansı’nın (Rusya ile Kırım Savaşı’nı kazanan Osmanlı Devleti, İngiltere ve Fransa arasında 30 Mart 1856 tarihinde Paris Barış Antlaşması’nın imzalanması ile sonuçlanmıştır) açılışından bir kaç gün önce, 18 Şubat 1856 tarihinde, I. Abdülmecit, müttefiklerinin baskısı ve ricası üzerine, Hazinenin yaşadığı dönemsel krizleri önlemek ve Osmanlı ekonomisinin Avrupa piyasaları ile ilinti kurmasını da dikkate alarak, yayınladığı Islahat Fermanı’nın (Hatt-ı Hümayun) 24. ve 25. maddelerinde Osmanlı İmparatorluğu’nda banka ve benzeri finansal kuruluşlar kurmak suretiyle finansal ve para sisteminde reforma gideceğini açıklamıştır.

Osmanlı Bankası

Osmanlı Bankası

İşte bu tarihten sonra Osmanlı İmparatorluğu’nda devlete ait banka kurulması gayret ve girişimlerinin arttığını, geniş imtiyazlara sahip bir devlet bankasının kurulması çalışmalarına Hükumetin de ivme verdiğini görüyoruz. Yabancı ülke vatandaşlarından ve Galata Bankerleri‘nden de devlet bankası kurmak için istekler geliyordu. 1856 yılı , yabancıların Hükumete bir dizi banka kurma projesi sunmaya başladığı sürecin başlangıç yılı olmuştur.

Amerikan vatandaşı olan Duir, Fransız vatandaşı Trouvé-Chauvel, Galata Bankerleri’nden Théodore Baltazzi ve Abraham Camondo, yine Rum ve Ermeni bankerlerden Mihran ve Bogos Düz, Glavany ve Zarifi’nin banka açma talepleri sonuçsuz kalmıştır. Bu bağlamda getirilen projelerden ilki Parisli banker Trouve-Chauvél’in “Banque Nationale de Turquie”si, diğeri de Théodore Baltazzi ve Abraham Camondo öncülüğündeki bir grup yerli bankerin önerisi olmuş, fakat bunların ikisi de diğerleri gibi Hükumetçe reddedilmiştir.

Daha sonrasında ise, yine yerli bankerlerin Padişahın iradesini de alarak kurdukları ve fakat kurucuların bozuşmaları ve siyasi nedenlerle kısa ömürlü ve başarısız bir “Osmanlı Bankası” deneyimi yaşanmıştır.

4 Ekim 1853’de Rusya’ya ilan edilen ve 1856 yılına kadar süren Kırım Savaşı, Osmanlı Devleti’nin önce 4 Ağustos 1854 tarihli 5.000.000 Sterlinlik Padişah izni ile 24.8.1854 tarihinde 3.300.000 Sterlinlik ilk dış borçlanmasını, arkasından da 27.6.1855 tarihli 5.500.000 Sterlinlik borçlanmasını zorunlu kılmıştı. Ancak, oluşan düzensiz ve sahipsiz ortamda, para, kredi ve borçlanma işlerini ve işlemlerini ve uluslararası ekonomik ilişkileri yürütecek bir banka kurumuna acil ihtiyaç vardı. Banka kurma konusunda deneyimleri olan Peter Pasquali ve Stephen Sleigh’in 1855 yılı Şubat ayında İngiliz sermayesi ile ve bir İngiliz şirketi olarak banka kurulması için başlattıkları girişim, yeterli sermayedarlar bulunulması, bunlar arasında uzlaşma sağlanması, banka kurma çabalarına yeni isimler ve sermayedarların katılması, İngiltere Kırallığı’ndan kuruluş izni (royal charter) alınması, o arada İstanbul’dan bu konuda bir ferman temin edilerek çabaların kabule şayan bir niteliğe kavuşturulması gibi çeşitli nedenlerle uzun zaman aldı ve çeşitli engelemelerle karşılaştı; bu arada banka kurulması ile ilgili olarak başka girişimler de konuşuluyordu.

Bir yılı bulan bu gayretler arkasından, 11 Şubat 1856 tarihinde İngiliz arkeolog ve diplomat Layard başkanlığında, evvelce belirlenen diğer yönetim kurulu üyelerinin de eksiksiz katıldığı, bir toplantı yapılarak, her biri 20’şer Sterlinlik, 25.000 hisseden oluşmak üzere kuruluş sermayesi 500.000 Sterlin, ödenmiş sermayesi ise 200.000 Sterlin olarak öngörülen, İngiliz sermayesi ile merkezi Londra’da The Ottoman Bank (Osmanlı Bankası) adı ile bir ticaret bankası kurulması karar altına alınmış, arkasından da, İngiliz Kıraliçesi Victoria’nın şirket kuruluş fermanı 24 Mayıs 1856 tarihinde, Layard, Bruce, Clark, Cummuins, Glyn, Hankey ve Kingscote adına imzalanarak, Osmanlı bankasının kuruluş işlemleri tamamlanmış oldu.

Bu suretle kurulan The Ottoman Bank (Osmanlı Bankası), Londra merkez bürosu ile birlikte, yaklaşık on gün kadar sonra 13 Haziran 1856 tarihinde İstanbul’da halka kapılarını açtı. Banka bir ay sonra İzmir’de bir şubesini faaliyete geçirmiş, Ekim 1856’da da Beyrut şubesi açılmıştır. Aynı yıl dördüncü şube Romanya-Kalas’ta (Galatz-Galati), beşinci şube ise yıllar sonra 1861’de Bükreş’te faaliyete geçirilmiştir. 1862 yılında Selanik, Aydın, Afyon Karahisar (kapanışı1880), Manisa ve Larnaka şubeleri açılmıştır. Şube kuruluşları yeni Osmanlı Şahane Bankası döneminde 1922 yılına kadar aralıksız devam etmiştir.

Osmanlı Bankası’nın (The Ottoman Bank) kuruluşu ve yeni ve istikrarlı bir para biriminin tesisi çabaları, finansal alanda Tanzimat Döneminin (1839- 1876) temel yeniliklerini oluşturmaktadır. Bu Bankanın “kaime“lerin tedavülden çekilmesi ve döviz kuruna istikrar kazandırmak gibi iki önemli görevi vardı. Ancak, sadece senet ve poliçe iskontosu, ürün karşılığı avans verilmesi ve mevduat işlemleri ile sınırlı bir kapsamda ticari faaliyetlerde bulunan Osmanlı Bankası (The Ottoman Bank) umulan başarıyı sağlayamamış, yapılan dış borç sözleşmelerine rağmen, bankanın kuruluşundan beri beş yıl geçtiği halde, tedavülden kaimelerin ancak yarısı çekilebilmişti.

Osmanlı Bankası, onun dönüştürülmüş yeni biçimi olan, Bank-ı Şahane-i Osmani’nin (Osmanlı Şahane Bankası; Imperial Ottoman Bank) faaliyete geçtiği 1863 yılına kadar yedi yıl hizmet sunmuştur.

You may also like...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir