Osmanlı Devletinde Özel Teşebbüs

Osmanlı Devleti’nde ilk dönem devletin merkezi idaresinin güçlü olduğu ve özel teşebbüse yaşama şansı verilmediği dönem, ikinci dönemse Avrupa’da sanayi devriminin gerçekleştiği ve yabancı sermayenin ülkeyi işgal etmesi sonucunda oluşturulmaya çalışılan, fakat yapay ve işlevsiz kalan özel teşebbüs dönemi olarak özel teşebbüsü iki ayrı dönemde değerlendirebiliriz.

Osmanlı Devleti’nde özel sermayenin olmaması durumu, sanayi devrimi öncesi eksikliği hissedilecek bir durum değildi ki, ayrıca devlet, yönetimine ellerinde bulundurdukları ekonomik güç nedeniyle ortak olabilecek tehlikeyi ortadan kaldırmıştı. Fakat özel sermayenin oluşturulmaması, ülkeyi sanayi devrimi sonrasında zor duruma düşürecekti.

Osmanlı Devleti’nde sanayi devrimi öncesi pazara yönelik imalat ve satışlar söz konusuydu. Fakat bu tarz üretimler belli bir sınırı geçemiyordu. Osmanlı üreticisi, kentlerde yaşayan ya da köylerde yaşayıp da pazardan ihtiyacını karşılayabilecek halka hitaben pazarlar kuruyordu ve buralarda ihtiyaç sahipleri, ihtiyaçlarını rahatlıkla karşılayabiliyordu. Fakat yönetimin mevcut düzeni korumak için sıkı kontrollerde bulunması, üreticilerin kazanç hadlerinin belli bir seviyeyi aşmasına izin vermiyordu.

“Tüccarlar ve zanaatkarlar sistemin istikrarını tehdit edebilecek boyutta sermaye biriktirebilirlerdi. Sermaye birikimini alt düzeyde tutmak için kentlerdeki zanaatkarlar ve tüccarlar her mesleğin standartlarını düzenleyen ve yeni üyelerin katılmasını sınırlayan, ayrıca fiyatlar , ücretleri ve kar hadlerini düzenleyen loncaları örgütlemişlerdi”.

Devlet bu şekilde İmparatorluğun üretim ve yönetimini kontrol altında tutabiliyordu. “lonca ve ahilik sistemiyle düzenli, kontrollü bir sanayi ve iç piyasa mevcuttu” Lonca teşkilatı sayesinde hem vergilerini düzenli olarak topluyor hem de kimin ne kadar kazanabileceğini yani ne kadar ekonomik güce sahip olabileceğini tespit etmiş oluyordu. Bu şekilde yönetim ülkede merkezi otoriteyi sağlamlaştırırken, sermaye birikimine sahip özel sektör oluşamıyordu.

Osmanlı Devletinde Özel Teşebbüs

Osmanlı Devletinde Özel Teşebbüs

Osmanlı yönetiminin söz konusu kontrolleri ve müdahaleleri yapmasındaki en önemli neden, ülkede içinde yönetimden bağımsız bir gücün bulunmasının ülkenin bekas için bir tehdit oluşturacağı düşüncesiydi. Yönetim, devlette bu tarz karışıklıklar yaşanmasın diye sıkı bazen de sert tedbirler almıştır. “Tüccarların, özellikle bölgesel ve uluslar arası ticaretle uğraşanların denetlenmesi ve nizamlara uymalarının sağlanması çok zordu ve bunlar kendileri için önemli miktarda sermaye birikimi sağlayabiliyorlardı. Bu nedenle Osmanlı Devleti’nde, ticaret alanında sert müdahalelere başvurulduğu oluyordu. Bu müdahalelerin aşırı biçimiyse sultanın, özel mülke el koyma yetkisiydi”.

Osmanlı Devleti’nde bu uygulamalar kuruluştan sanayi devrimine kadar devleti güçlü kılmıştı. Osmanlı özel sermayenin eksikliğini en çok ülkenin Avrupa karşısında savunmasız kaldığında modern sanayi oluşturma teşebbüsleri içerisine girdiği zaman hissedecekti. Osmanlı yönetiminin karşısında bu sefer kendi üretici sınıfı değil, devletin var olması konusunda as l büyük tehlike olan sanayi imparatorlukları olacaktı. Onların karşısında yönetim, devletin gücünü koruyamayacaktı. Çünkü Osmanlı, üretimde sanayi imparatorluklarına karşılık veremeyecek ve onların güçlü ekonomileri karşısında savunmasız kalacaktı.

Özel sermayenin eksikliği hissedildiğinde ise kişisel birikim oluşturulmaya çalışıldığında önünde büyük engeller yer alacaktı . “Osmanlı tüccarlarının yerini Avrupalı tüccarların alışı, serbest ticaret anlaşmalarının şemsiyesi altındaki Avrupa mamul mallarıyla rekabet edemeyen yerel zanaatlarını parçalanışı, ayrıca, Avrupa ticarethanelerinin, bankalarının, demiryolu şirketlerinin ve öteki şirketlerin yüksek kar etmelerini sağlayan siyasal mekanizmalar, yerli sermaye birikimini engellemeye devam etti”.

Osmanlı Devleti’nde anlaşıldığı üzere şartlar dahilinde özel teşebbüs yoktu, bu olumsuzluklar içinde iyi kötü var olabilenler ise böyle bir ortamda, gelişmiş Avrupa sermayesine karşı riski göze alamıyordu. Devlete tam bu evrede büyük bir iş düşüyordu. Bu dönemden sonra ülkede özel teşebbüs yaratma çabaları söz konusu olacaktı. Devlet, üreticilere Avrupa sermayesi karşısında garanti vermek zorundaydı. Fakat bunu tam anlamıyla yapamıyordu, yapılanlarsa yetersiz kalıyordu. Üstelik Avrupa işgali karşısında önlem almak için çok geç kalınmıştı. “1820’lerden sonra Osmanlı Devleti, Batının
askeri, siyasi ve iktisadi gücüyle karşı karşıya geldi ve Sanayi devrimi sonrasında küreselleşme çağında, ekonomi yeni bir düzene açılmaya başladı”.

Osmanlı Devleti’nin, tüm bu olumsuzluklarla eli kolu bağlanmıştı. “Söz konusu durumdan devlet, özel teşebbüsü canlandırarak, yani kendi milli üretimini destekleyerek kurtulabilirdi. Bunun için her şeyden önce devlet yöneticilerinin bu fikre inanması ve ona göre sağlam adımlar atması gerekirken, atılan adımlar bir devlet politikasından çok bireysel adımlar olduğu için ülkede özel teşebbüs canlandırılamadı”.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir