Osmanlı Devletinde Şair Sultanlar

Osmanlı Devleti’nde padişahlar sadece siyasi, ekonomik ve sosyal gelişmeler ile meşgul olmamış, kültürel faaliyetlerde de bulunmuştur. Birçok Osmanlı padişahı yüksek eğitimlerinin yanında kalemi güçlü şairler olarak da karşımıza çıkmıştır. Hatta bazı padişahlar “divan” sahibi olacak kadar şiir yazmış ve Divan edebiyatına yön vermiştir.

Osmanlı padişahları içerisinde 23 tanesi divan sahibi, 12 tanesi hattat, 8 tanesi müzisyen ve bestekârdır. Resimle ilgilenen, değişik sanatlarda bilgisi olanlar ve ilmî eser yazanlar vardır.

Bilinen ilk şair padişah olan II. Murad, gündelik hayatındaki hislerini zaman zaman nazım şeklinde dile getirmiştir. II. Murad’ın şair ve âlimleri haftada iki defa huzurunda toplaması da sanata verdiği önemi göstermektedir. II. Murad’dan itibaren Osmanlı padişahlarının birçoğu şair olup Divan edebiyatı ananesince isimleri yerine mahlaslar kullanmıştır.

Şair Sultanların Kullandığı Mahlaslar

Şair Sultanların Kullandığı Mahlaslar

Fatih Sultan Mehmet’de babası II.Murad gibi şair bir padişahtır ve pek çok beyit kaleme almıştır. Bunlardan biri şu şekildedir:

“Zulme iznimiz yoktur; biz, adaletten yanayız; Allah’ın hoşnutluğunu gözetiriz, biz onun emrine razıyız. O Karamanoğlu, bizimle saltanat lafını etmeye kalkışırmış; Şayet Allah izin verirse, ben onu kara toprağa karıştırayım da görsün.”

Fatih Sultan Mehmet (Minyatür)

Fatih Sultan Mehmet (Minyatür)

Yavuz Sultan Selim, henüz şehzadeliği sırasında Şah İsmail için nazım şekli ile o zamana kadar görülmemiş bir şiir yazmıştır. Şiir okunurken yukarıdan aşağıya, soldan sağa aynı şekilde okunabilmektedir.

Şahım sen herkesi sadık dost olur sanma, Dost mu sandın sen herkesi belki düşmanın olur, Belki o kişi âlemde sözü geçen olur, Dost olur, düşman olur, sözü geçen olur, hükümdar olur.

Şiirle Sürgüne Şiirle Cevap

Kanuni, sanat erbabına çok iltifatta bulunan ve teveccüh eden bir hükümdar olmuştur.

Kanuni Sultan Süleyman (Minyatür)

Kanuni Sultan Süleyman (Minyatür)

Şair Baki’yi İstanbul’a getirten ve Türk edebiyatına kazandıran Kanuni, çok sevdiği Baki’ye bir beytinden dolayı sinirlenmiş ve sürgün edilmesi için yazdırdığı fermanını da bir şiir şeklinde oluşturarak yeteneğini konuşturmuştur:

“Baki bed
Azm-i bülend
Bursa’ya red
Nefy-i ebed”

Kanuni fermanında diyor ki “Baki kötü adam, yüksek kararım odur ki, Bursa’ya gönderilsin ve bir daha gözüm görmesin!”.

Şair Baki de aynı güzellikte bir dörtlük ile cevap verince padişahın şiir aşkı, şairi affetmesini sağlayacaktır:

“N’ola kim nefy-i ebedazm-i bülend olsa ey Bâkî,
Bilesin ki cihan mülkü değil Süleyman’a bâki,
Şehâ! Azminde ısbât-ı tehevvür eyledin ammâ,
Buna çarh-ı güherdirler, ne sen bâkî, ne ben bâkî”

Affedilmesini sağlayan dörtlükte Baki önce kendine hitaben diyor ki: Ey Baki! Sultanın yüksek kararı seni sürgün ettiyse nolur ki… Şunu bil ki bu dünya Süleyman’a da baki değil. Şâhım gazabında kararlı olduğunu da ispat ettin ama bilesin ki bu dünya bana kalmadığı gibi sana da kalmaz!

Bu dörtlükten sonra padişahın fermanını geri almasıyla affedilen Baki, ömrünün sonuna kadar İstanbul’da yaşamış ve burada vefatından sonra Eyüp Sultan Mezarlığı’na defnedilmiştir (İnanç, 2017, s.20-22’den düzenlenmiştir).

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir