Osmanlı Devletinin Yıkılışının Dış Sebepleri

Osmanlı Devletinin Yıkılışının Dış Nedenleri

Coğrafi Keşifler: Ortaçağın sonları ile yeniçağın başlarında Osmanlı Devleti karşısında pek bir varlık gösteremeyen Avrupa, coğrafi keşiflerle beraber yepyeni bir dönemin içerisine girmiştir. Gemi tekniğindeki gelişmeler sonucunda keşfedilen yeni topraklar ve yeni coğrafyalar Avrupa insanının ufkunu açmış dünya görüşünü değiştirmiş ve buralarda ele geçirdikleri zenginlik kaynaklarını ülkelerine taşımaya başlamışlardır.

Coğrafi keşifler sonucunda özellikle Ümit Burnunun ve Amerika Kıtasının bulunması sonucunda açık denizlerden gelen servet Avrupa’yı kısa zamanda zenginleştirip güçlendirirken, Doğu-Batı ticaretinin yapıldığı İpek ve Baharat yolları önemini yitirmiştir. Özellikle Amerika kıtasının keşfedilmesi, buradaki yeraltı zenginliklerinin Avrupa’ya aktarılması Osmanlı’nın para düzenini bozmuştur. Avrupalı tüccarların, Osmanlı Devleti’nin ürettiği hammaddeyi daha fazla gümüş para vererek alması, o dönemdeki paranın değer kaybetmesine yol açmıştır. Ülkedeki para bolluğu enflasyonu doğurmuştur. Bu da altın fiyatlarını yükseltmiş, hayatı güçleştirmiş ve sanayiinin gelişmesini engellemiştir.

Reform ve Rönesans Hareketleri: Reform, kelime anlamı yeni şekil vermek, ıslah etmek, yeniden düzenlemek demektir. Tarihsel anlamı itibariyle ortaçağ Avrupa’sında din alanındaki muhalefet hareketidir. Bu olayda kilisenin maddi ve manevi egemenliğine ve bunun sınır tanımaz etkinliğine karşı oluşan dini-elit muhalefeti Martin Luther temsil etmiştir. Luther, Katolik Kilisesinin dogmalarına karşı reform istiyordu.

Osmanlı Devletinin Yıkılışının Dış Nedenleri

Osmanlı Devletinin Yıkılışının Dış Nedenleri

Bu mücadelesindeki savunduğu düşünceler Protestan Kilisesini doğurdu. Ortaçağlar boyunca kilise baskısı ve skolâstik görüşler yüzünden karanlık bir devir yaşayan Avrupa reform hareketleri ile beraber bu baskıdan önemli ölçüde kurtulmuştur.

Önce İtalya’da başlayıp giderek yayılan Rönesans kelime anlamı olarak ‘yeniden doğuş’ demektir. Rönesans’ın Ortaçağ’a inat dinsel konularda bile insanı merkez olarak almak, dünyayı, dünya gerçeklerini değerlendirmek ve Eski Yunan sanatına dönmek, köklerini orada bulmak gibi nitelikleri vardı. Latince önem kazandıkça eski eserler gün ışığına çıkıyordu. Rönesans, Ortaçağ ile modern dünya arasında bir basamak oldu.

Avrupa toplumu bu dönemde yeni bir uyanış ve yükseliş hamlesi başlatmıştır. Matbaanın yaygın bir şekilde kullanılmasıyla bilimsel düşünce yaygınlaşmış ve pozitif bilimler hızla gelişmiştir. Bu bilimsel gelişmeler, yeni tekniklerin üretilmesine sebep olmuş ve ait olduğu toplumlara büyük güç kazandırmıştır. Buna karşın Osmanlı Devleti bu gelişmeleri pek ciddiye almamıştır.

Sanayi Devrimi: 1750’lerde James Watt’ ın buharlı makineyi keşfi ile İngiltere’de ortaya çıkan Sanayi İnkılabı sonra, tüm Avrupa ve Amerika’da yayıldı. Bu dönemde Batı Avrupa’da meydana gelen bilimsel ve teknolojik gelişmeler neticesinde, buhar gücüyle çalışan makineler endüstrinin birçok alanında kullanılmaya başlanmıştır. Bu süreçte üretim tekniklerinde meydana gelen gelişmeler ve ilerlemeler Avrupa’yı hızla zenginleştirmiştir. Büyük fabrikalarda yapılan üretim, mamul madde miktarını arttırmış ve iç pazarlar bu üretimi tüketmeye yetmez olmuştur.

Üretim fazlasını ihraç etmek zorunda olan sanayileşmiş devletler kendilerine yeni sömürge alanları aramaya başlamıştır. Avrupa sanayisinin seri üretilen ve ucuza mal edilerek ihraç edilen malları karşısında,  Osmanlı sanayisinin el tezgâhlarına dayanan üretimi rekabet edememiştir. Bu durumda yerli tüccar ve sanayici, geri teknoloji ve yüksek maliyet ve ağır vergi şartları karşısında, daha fazla dayanamamış ve bir kısmı iflasa sürüklenirken birçoğu da işletmelerini kapatmak zorunda kalmıştır.

Fransız İnkılâbı: 14 Temmuz 1789’da başlayan Fransız İnkılâbı devlet ve toplum hayatında önemli değişikliklere neden olmuştur. İnsan ve Vatandaş Hakları Bildirisi, bütün insanların özgür ve eşit olduklarını bildirmekteydi.

Osmanlı Devleti 1789’da Fransız Devrimi başladığında, diğer Avrupa devletlerinde olduğu gibi, gelişmelere Fransa’nın bir iç sorunu olarak yaklaşmıştır. Osmanlı yöneticileri, İmparatorluk sınırları içinde yaşayan  ransız vatandaşlarının coşkulu kutlamalarına da kayıtsız kalmışlardır.

Ancak Devrimden sonra ortaya çıkan özellikle milliyetçilik hareketleri Osmanlı Devleti için büyük bir sıkıntı kaynağı oldu. Çok uluslu bir yapıya sahip olduğundan, ayrıca azınlıkların Hıristiyan kökenli olmasından dolayı onları Osmanlı yapısı içinde tutmak çok zor oldu. Nitekim bu ideolojiden öncelikle Osmanlı İmparatorluğu’nun Avrupa’nın ideolojik etkilerine en açık durumda olan ve Avrupa’nın arka bahçesi olarak nitelendirilen Balkanlar coğrafyası etkilendi. Daha sonra da tüm Arap coğrafyası bu sürece dâhil oldu.

Kapitülasyonlar: Kapitülasyon, yabancı bir devlet uyruğunun oturduğu ve iş yaptığı ülkede, o ülkenin vatandaşlarına tanınmayan bazı ayrıcalıklardan yaralanmasıdır. Bu ayrıcalıklar ticari, ekonomik, kültürel v.b. olabilir.

Osmanlı Devleti’nin Kanuni döneminde Fransızlara verdiği kapitülasyonlar ticari nitelik taşımaktadır. Buna göre Osmanlı Devleti’nin de ticaret yapacak olan Fransız tüccarları on yıl vergi vermeyecekler, malların değeri üzerinden %3 gümrük alınacak, Fransızlar arasında çıkacak ticari anlaşmazlığa, anlaşmazlığın çıktığı yerdeki Fransız Konsolosu bakacak, taraflardan biri Türk ise sorunu Osmanlı kadısı Fransız elçilinin bir görevlisinin gözetiminde çözecektir. Kanuni’nin ölümünden sonra bu ayrıcalıklar yenilenmiştir. Yenilenirken vergi muafiyeti süresiz olarak uzatılmıştır.

Fransa’ya tanınan bu ayrıcalıklardan zamanla bütün Avrupa devletleri yararlanmışlardır. Avrupa, Sanayi İnkılabı sonucundaki gelişmeler Batılılar için, ucuz hammaddesi, kabalık nüfusu, kapitülasyonların kendilerine sağladığı düşük gümrük gelirleriyle Osmanlı Devleti’ni cazip bir pazar haline getirmiştir. Avrupa’da fabrikalarda üretilen mallar, Osmanlı pazarına sürülünce, korumasız, zayıf Osmanlı sanayisi bunlarla rekabet edememiş ve büyük darbe yemiştir. Kapitülasyonların zararlarını gören Osmanlı Devleti, kapitülasyonları kaldırmak için çabalamışsa da bu yoldaki çabaları sonuç vermemiştir.

Türkiye ancak Lozan’da kapitülasyonlardan kurtulabilmeyi başarmış ve Türk Sanayiini korumayı gerçekleştirmiştir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir