Osmanlı Türkleri ve Osmanlılar

XIII. yy. sonunda Anadolu etkin bir siyasal güçten yoksundur. Selçuklular parçalanmıştır ve yerlerine çok sayıda Beylikler türemiştir. Osmanlılar da bu Beyliklerden biridir.

Anadolu Beylikleri Batı’ya, Bizans’a doğru ilerlemek için birbirleri ile yarışırken Osmanlı Beyliği de hem Batı’ya yakın konumuyla hem de Uç Beyliği olması dolayısıyla bu yarışta kısa sürede kendini gösterecektir. Zaten Uç ordusu Türklerde her zaman merkezin genişleme mekanizmasını oluşturmuştur. Bunun bilincinde olan Hakanlar da otoritelerini tehlikeye düşürecek bir merkez-çevre çatışmasına yol açmamak için Uç birliklerini sürekli denetim altında tutmak istemişlerdir.

Oğuz Türklerinden, Kayı boyundan, Ertuğrul Gazi önderliğinde Söğüt’e yerleşen Osmanlılar XIII. yy. sonunda Selçuklu askerî şefi Osman’ın adıyla anılan bağımsız küçük bir devlet kuracaklardır. Osmanlı Beyliği giderek genişledikçe yeni bir kimlik de geliştirmeye başlayacaktır.

Osman Bey, Osmanlı Devleti kurucusudur.

Osman Bey, Osmanlı Devleti kurucusudur.

Bu salt Türklüğü merkez alan ulusal bir kimlikten çok; çok-soylu, çok-dilli, çok-dinliuluslararası bir kimlik olacaktır. Böyle bir kimliğin göstermelik değil gerçek bir siyasal varlık olduğuna diğer ulusları inandırabilmek için de İmparatorluğun kurucuları olan Türkleri giderek ikinci plana iten bir devlet anlayışı yürütülecektir. Günümüzde bu durumu Osmanlı, Türkleri sevmezdi, Osmanlı, Türk düşmanıydı gibi yorumların nedeni temelde bu ikinci plana itilme durumudur. Ancak kendisi de Türk olan ve Türklük soyundan gelen Kayılar veya Osmanlı tebası Türklüğü sever ve her zaman Türklüğü yükseltmek için gazalar ederdi. Fakat bu durumun sakıncaları bir kaç yüzyıl sonra ortaya çıkmayı bekleyedursun şimdilik çok ulusluluk ve bunun sonucu diğer halkların dil, din ve geleneklerine saygının inandırıcılığı İmparatorluğu pek çok Batı toplumundan daha çekici kılmaktadır.3 Bu yüzden maceracı Batılılardan, din baskılarından kaçan çeşitli Hristiyan mezhep mensuplarına, Yahudilere kadar çeşitli insan grupları akın edecek hatta bir “İslâmlaşma salgını“ndan bile söz edilecektir.

Din konusunda Osmanlıların hoşgörüsü o ölçüdedir ki zaman zaman Batı’da görülen Yahudi düşmanlığı sonucu İspanya’dan, güney Fransa’dan, Sicilya ve Sardunya’dan kaçan binlerce kişi için İmparatorluk bir “Yahudi cenneti” sayılacaktır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir