Osmanlıda Çifthane Sistemi Nedir?

Osmanlı Devleti, toprakları üzerinde feodal oluşumları engellemek istemiştir. Bu amaçla toprakların büyük kısmının mülkiyetini devlet elinde tutmuştur.

Zaman içinde farklılıklar göstermekle birlikte Osmanlı Devletiʼnde toprakların yaklaşık %87’si mirî yani devletin toprağıdır. Peki milyonlarca kilometrekareyi bulan bu arazileri kim nasıl işlemiştir?

Osmanlı Devleti, köylü bir aileye, bir çift öküzün işleyebileceği kadar mirî araziyi belirli şartlarla kiraya vemiştir.

Çift” denilen bu arazi, verime göre 50 ile 150 dönüm arasında değiştirmiştir. Bir çift öküzün işleyebildiği arazilerin tümüne çiftlik, köylü ailesine ise hane denmiştir. Çifthane sisteminde; ailenin emeği, bir çift öküz ve işlenen arazi bir üretim birimini ve dolayısıyla bir mali birimi oluşturmuştur. Üretici konumda olan hane vergilendirmede esas sayılmıştır. Çiftçinin elindeki araziyi satması, hibe veya vakfetmesi yasaktır. Tahrir defterleriyle kayıt altına alınan arazilerden “çift resmi” adı altında vergi alınmıştır.

Köylüler (Minyatür)

Köylüler (Minyatür)

Çifthane sistemi, toprakların büyük çiftlikler hâline getirilmesini önlemiş ve ekonominin temeli olan tarımın belirli ellerde toplanmasına izin vermemiştir. Osmanlı Devleti bu sistem sayesinde toprakların bağımsız işletilmesini ve zirai üretimin sürdürülmesini garanti altına almıştır. Çifthane sistemiyle devlet, toprak ve reaya üzerinde sıkı kontrolünü sürdürmüş ve mevcut çiftliklerin dağılmasını, tarlaların bağ bahçe hâline gelmesini ve büyük çiftlik sahiplerinin ortaya çıkmasını engellemek istemiştir. Bu sebeple Osmanlılar, çifthane sistemini titizlikle korumaya çalışmıştır.

İşlediği toprağını haklı bir neden olmaksızın terk ederek başka yerlere göç eden veya başka işlerle uğraşmaya başlayan dolayısıyla arazisini üç yıl boş bırakan kimselerden “çiftbozan resmi” adı altında bir vergi alınırdı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir