Osmanlıda Mesleki Eğitim ve Meslek Grupları

Osmanlı Devleti’nde vasıflı eleman ihtiyacı, küçük yaşta alınan çocukların Lonca Teşkilatı içerisinde yetiştirilmesiyle karşılanmıştır.

Meslek öğrenmek üzere bir ustanın yanına çırak olarak verilen çocuklar önce kalfalığa sonra da ustalığa terfi ettirilmiştir. Esnaf arasında en alt basamakta bulunan kimselere çırak denilirdi. Çırağın, ustasına itaat etmesi ve girdiği meslek dalının geleneklerine uyması şarttı.

Çırak; mesleğinin inceliklerini öğrenmekle loncalar da çırağın okuma yazma ve dinî eğitimiyle ilgili tedbirleri almakla yükümlüydü. Ayrıca bu çıraklara alçak gönüllülük, sosyal dayanışma ve özveri gibi ahlaki eğitimler de verilirdi. Çıraklar, belli bir süre çalışıp mesleğinde ilerlediğini ispatladıktan sonra kalfalığa yükselirdi.

Kalfalar, ustasının yanında üretime yardım eder ve çıraklara nezaret ederdi. Mesleğin inceliklerini öğrenen kalfanın yaptığı işler, lonca ustalarına gösterilir ve ustalığa geçişi törenle gerçekleştirilirdi.

Esnaflar (Temsilî)

Esnaflar (Temsilî)

Esnaf içerisinde çıkılacak en yüksek basamak ustalıktı. Usta olabilmek için mesleğin inceliklerini öğrenmek yeterli olmayıp aynı zamanda gedik sahibi olunması gerekirdi. Gedik, Osmanlılarda esnafın bir mesleği yapabilme yetkisidir. Ustalar içerisinde mesleğinin inceliklerini en iyi bilen seçkinler grubuna ihtiyarlar ya da esnaf ihtiyarları denirdi. Bunlar gerek esnaf içerisinde gerekse devletle olan ilişkilerde ön plana çıkan kişilerdi. Osmanlı Devleti’nde birçok alanda hizmet veren loncalar ve bu loncalara bağlı dükkânlar vardı.

Esnaf ihtiyarları (Temsilî)

Esnaf ihtiyarları (Temsilî)

Örneğin önemli bir ticaret merkezi olan Bursa’da, XVI. yüzyılın sonlarında faaliyet gösteren esnaf gruplarından bazıları şunlardır:

Osmanlı Devletinde Mesleklerin Görevleri

  • Kazzazlar, İpek işleyen ipek satan kişiler.
  • Hallaçlar, Yünü veya pamuğu yay veya tokmak gibi bir araçla kabartma, ditme işini yapan kişiler.
  • Nalçacılar, Ayakkabının altına nal çakan kimse.
  • Nalbantlar, Hayvanların ayağına nal çakan kimse.
  • Muytablar, Kıl dokuyan kıldan eşya yapan kimseler.
  • Palanduzlar, Palan, bir çeşit semer diken kimseler.
  • Neccarlar, Kaba ağaç işi yapan bir çeşit marangoz.
  • Bennalar, Bina yapan kimse inşaatçı.
  • Kahhâller, Göz hekimleri.
  • Debbâğlar, Deriyi terbiye eden tabaklayan kullanıma hazırlayan kişiler.
  • Kebeciler, Yünden veya kaba kumaştan kalın kilim, ceket, palto, aba yapan kişiler.
  • Simkeşler, Gümüş tel, sim işleyen zanaatkarlar.
  • Bezzâzlar, Pamuk, Yün, ipek bez imal eden kumaş işi yapan kişi.
  • Dülbentçiler, Pamuklu, ince ve seyrek dokunmuş hafif ve yumuşak bez işi yapanlar.

Ticari mallar, bazen üretildiği yerde tüketiciye ulaşırken bazen gemi veya kervanlarla ülkeler aşarak insanlara ulaşmıştır. Farklı mesafelerdeki bu yolculuklar genellikle kentin ticari bölgesinde sonlanmıştır. Ticari malın bu yolculuğunda mola verdiği veya sona ulaştığı mekânlar; limanlar, kervansaraylar, hanlar, kapanlar, bedestenler, çarşılar ve pazar yerleridir.

Küçük Bedesten (Kütahya)

Küçük Bedesten (Kütahya)

Çarşılar; şehir içinde alışverişin yapıldığı, her dönem canlı ve göz alıcı mekânlardır. Osmanlılarda çarşı, genellikle bedesten adı verilen kapalı mekânlardaki dükkânların etrafında toplanmıştır. Çeşitli eşyaların satıldığı veya saklandığı bedesten, kentin ticaret bölgesinin merkezî konumundadır. Bir şehrin ticari potansiyeli bedestenin varlığı ile anlaşılmıştır. Başlangıçta kumaşçılar için inşa edilmiş olan bu yapılar, zamanla çeşitli esnaf ve tüccarın toplandığı yerlere dönüşmüştür.

Çarşılarda ticari yapıların haricinde, çarşının büyüklüğüne göre camiler ve hamamlar da bulunmuştur. Şehirlerdeki ticaret merkezlerinin yakınında pazar ve panayır alanları da kurulmuştur. Pazarlar, haftanın belirli günü genellikle yiyecek maddelerinin veya hayvanların satıldığı alanlardır.

Çarşılar sabah erken saatlerde günün aydınlanmasıyla beraber dua ile açılır, ikindiden sonra kapanırdı. Mallar buralarda pazarlanır ve vergileri de tahsil edilirdi. Toptan ticaret, kapan adı verilen pazarlarda yapılırdı. Başkentte un kapanı, yağ kapanı, bal kapanı, sebze hanı ve balıkhane, toptan alışverişin yapıldığı yerlerdi.

Büyük karayollarının her zaman denizle bağlantısı olmuş ve büyük karayolları bir limanda tamamlanmıştır. Liman kentleri, dünya ekonomisinin en önemli birimleridir. İstanbul, İzmir, Trabzon, İskenderun, Mersin, Beyrut ve Selanik gibi kentler; XIX. yüzyılda Osmanlı’nın önemli liman kentleridir. Bu kentler, hinterlant kaynaklarından gelen tarımsal ürünlerin, çeşitli el sanatlarının ve sanayi hammaddelerinin dışarıya pazarlandığı yerlerdir. Ayrıca bu şehirler; Batı Avrupa sanayi ürünlerinin giriş yaptığı, depolandığı ve dağıtıldığı merkezlere dönüşmüştür.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir