Osmanlıların Anadolu’ya Gelişi

Türkiye Selçuklu Devleti’nin çökmeye yüz tuttuğu XIII. yüzyılın sonlarında Anadolu’da birçok Türk beyliği ortaya çıktı.

Tarihte “Anadolu Beylikleri / Tavavif-i Müluk” adıyla anılan bu devletçiklerden biri de Osmanlı Beyliği‘dir. Bizans sınırlarına yakın bölgelerde kurulan beylikler arasında yer alan Osmanlılar, kısa sürede büyüyerek bir devlet haline geldi ve yüzyıllarca hüküm sürdü.

Oğuzların Bozok kolunun Kayı boyuna mensup olan Osmanlılar‘ın menşei tarihçiler arasında münakaşalara konu olmuştur. Osmanlı kaynaklarının birçoğunda hanedanın Kayı boyuna mensup olduğu ifade edilmektedir, fakat P. Wittek ve H.A. Gibbons gibi batılı modern tarihçiler bu görüşü redderek, söz konusu iddianın kuruluştan çok II. Murad devrinde (1421-1451) ortaya atıldığını belirtmişlerdir.

Kayılar'ın Bayrağı

Kayılar’ın Bayrağı

Alman tarihçi J.Marquardt ise Kayı ismini Kay’la karıştırmış ve bu itibarla Kayı’ların Türk değil Moğol olduklarını ve bilahare Türkleştiklerini ileri sürmüştür.

Oğuz hükümdarlarını çıkaran beş boydan en önemlisi olan Kayı boyu‘nun Orta Asya’daki anayurtlarından ayrılarak Anadolu’ya nasıl ve ne zaman geldikleri kesin olarak anlaşılmış değildir. Osmanlılar’ın ilk devirlerine ait bilgiler veren kaynaklarda, Kayı boyunun Anadolu’ya gelişi iki ayrı rivayet halinde anlatılmıştır. Mesela ilk devir hakkında bilgi veren tarihçilerden Enveri, Mehmed b. Hacı Halil Konevi, Şükrüllah ve karamani Mehmed Paşa; Osmanlılar’ın kurucusu olan Kayı boyunun Selçuklularla birlikte Anadolu’ya geldiklerini söylerler. Öte taraftan Oruç b. Adil, Aşık Paşa-zade ve Neşri gibi tarihçiler ise bu hanedanın Selçuklular’dan çok sonra, XIII. yüzyıldaki Moğol istilası sonucunda bulundukları bölgeden ayrılarak batıya doğru hareketle Anadolu’ya geldiklerini belirtirler. Bu ikinci gruptaki kaynaklar Osmanlıların kendilerinden yıllarca önce Anadolu’yu fethetmiş olan Selçukların hizmetine girdiklerini söylerler.

Özellikle F. Köprülü ve başka araştırmacıların da belirttikleri gibi, te’lif tarihi daha önce olan kaynak grubunda, Osmanlılar’ın Selçuklular’la birlikte Anadolu’ya geldiklerinin ifade edildiği göz önüne alınırsa, bu fikri kabul etmek daha mümkün olacaktır. Nitekim bu konuda yapılan bir kısım araştırmalarda da, Kayılar’ın Anadolu’ya 1071 Malazgirt savaşından sonra Selçuklu akıncılarıyla birlikte girdikleri ve parça parça değişik bölgelerde, özellikle Türkiye Selçuklu Devleti’nin Bizans sınırlarındaki uc sahalarında yerleştikleri kabul edilmektedir.

Osmanlı Devleti Haritası

Osmanlı Devleti Haritası

Tarihi kayıtlara göre, Osmanlılar’ın bağlı olduğu Kayı boyunun bir kısmı, Türkiye Selçuklu Sultanı I. Alaaddin Keykubad devrinde (1219-1237) Ankara’nın batısındaki Karaca-dağ taraflarında bulunuyordu. Ertuğrul Bey başkanlığındaki Kayıların Karacadağ’a geliş tarihi kesin olmamakla birlikte 1230 – 1231 yıllarına rastlamaktadır.

Oruç Beğ ve Aşık Paşa-zade, Ertuğrul Bey’in Karacadağ’a yerleştikten sonra, oğlu Saru-yatı (Savcı Bey)’yı Türkiye Selçuklu Sultanı I. Alaaddin Keykubad’a göndererek ondan yurt istediğini belirtir. Sultan da bunlara, Karacahisar’la Bilecik arasındaki Söğüt ile Domaniç ve Ermeni Derbendi’ni verir. Bunun üzerine Karaca-dağ havalisinde bulunan Kayılar, buradan ayrılarak Söğüt ve çevresine yerleşirler.

Kaynaklardaki bu bilgiler incelendiğinde kesin olmamakla birlikte şu sonuç ortaya çıkmaktadır.

Ertuğrul Bey, Anadolu’da yerleştiği Karaca-dağ’da bir müddet kaldıktan sonra Selçuklu Sultanından izin alarak, batıya doğru hareketle Bizans sınırına geldi. Konya Selçuklu sultanı I. Alaaddin Keykubad’ın izniyle Söğüt dolaylarına, aşağı Sakarya havzasına yerleşti.

Ertuğrul Bey Söğüt ve çevresine hakim olduktan sonra, şecaat ve adaleti sayesinde büyük başarılar kazandı. Komşuları ile dostça geçinmeye başladı. Özellikle Bilecik (Belocome) ve Lefke (Melangeia) tekfurları Ertuğrul Gazi ile gayet iyi geçiniyorlardı. Ertuğrul Bey, Kayı Türklerinden olup Selçukluların Kastamonu uç beyi bulunan Hüsamettin Çoban’ın oğulları ile de dostane münasebetlerde bulundu.

Öte taraftan Ertuğrul Bey, zaman zaman Bizans sınırlarındaki bölgelere akınlarda bulunuyordu. Bizans’ın bu hudutları o zaman Türkler için bir gaza diyarı, yani bir akın sahası idi. Böyle akınları Osmanlı Trüklerinden daha önce bu ülkeye gelmiş olan Germiyan, Aydın ve Candaroğulları gibi diğer Anadolu beylikleri de yapıyordu. Ertuğrul Bey’in yaptığı akınlar bu sefer Bizans’ı daha ciddi endişelere sevkediyordu. Ertuğrul Bey’in 1236 yılına kadar devam eden bu akınları sırasına diğer Türkmen beyleri de onun etrafına toplandılar. Bu Türkmen beyleri Akça Koca, Samsa Çavuş, Kara Tekin, Aykut Alp, Turgut Alp ve Konur Alp gibi tecrübeli kumandanlardı. Böylece Söğüt’te kurulan bu beylik büyü bir kuvvet haline gelmiş oldu.

Selçuklu sultanı III. Gıyaseddin Keyhüsrev (1265 – 1282) Cimri vak’asından sonra Bizans sınırlarına geldiği vakit, Kayı boyunun reisi Ertuğrul Bey, sultanın huzuruna varıp kendisini selamları ve hediyelerini takdim etti (1279).

Ertuğrul Bey, uzunca bir mücadele hayatından sonra oldukça yaşlandığı için beyliğin idaresini oğlu Osman Bey’e bıraktı. Kendisi de birkaç yıl daha yaşadıktan sonra 1281 yılında yaklaşık doksan iki veya doksan üç yaşında vefat etti. Ertuğrul Gazi, Osmanlıların bölgeye kararlı olarak yerleştiklerinin bir kanıtı olarak Söğüt’te defnedildi.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir