Padişah Kızları (Sultanlar) Kimlerdir?

Padişah veya şehzade kızı, yani baba tarafından Osman Gazi soyundan gelen Osmanlı imparatorluk prenseslerine 1453’den günümüze kadar “sultan” ve saygı-nezaket mübalağası olarak “sultan-efendi” denmiştir.

İstanbul’un fethinden önce “hatun” denmiştir. Topkapı Sarayı sahilinden ve Yedikule hisarından ilk gün 5 def’a 7 pare top atışı şehzade doğumunu ve 3 pare atış ise sultan doğumunu İstanbul halkına bildirirdi.

Şehzade ve sultan doğuracak padişah veya şehzade eşi, kadınefendi veya hanımefendi, doğumunu kalabalık bir hanımlar kitlesi önünde yapmaya mecburdu ve çocuk doğar doğmaz kapının önünde bekleyen devlet ricaline gösterilmek kanundu.

Buluğ yaşına gelen sultan merasimle uzun etek giyerek “yaşmak tutunurdu“. Asla peçe kullanılmazdı ve yüzleri şeffaf yaşmaktan tamamen görünürdü. Bir Osmanoğlu’na hiç bir erkeğin yan gözle bakmayacağı kabul edildiği için, yüzünü halktan gizlemezdi. Evlenen her sultana padişah, bir taç hediye ederdi. Merasimlerde bu tacı taşırdı. Padişah ve şehzade ise asla taç taşımamıştır. Osmanlı düzeninde kadınlara mahsus bir ziynet telakki edilmiştir. Çocuk sultanlara yılda 5.000 altın, evlendiği andan “İtibaren yılda 40.000 altın, ayrıca izdivacında 900.000 altın maaş ve tahsisat, ayrıca tam döşeli bir müstakil saray verilirdi. Hanım-sultanlara evlendikleri andan itibaren yılda 1.800 altın verilirdi. Ancak bir çok sultan, bu maaşlarla mukayese edilemeyecek derecede zengindiler. Zira babalarından, annelerinden, kocalarından büyük varlıklar edinmişlerdi. Kadınefendiler, hanımefendiler, hanım-sultanlar da tac alır ve taşırlardı, fakat sultan taçlarından daha küçük ve tekellüfsüzdü.

Sultan nikahlarını şeyhülislamın, hanım-sultan nikahlarını Rumeli kazaskerinin kıyması kanundu. Sultan’ın vekili darüssade ağası, damadın vekili ise sadrazam veya bir vezir olurdu. Sultanlar, zevcelerini boşayabilmek hakkı ile evlenirlerdi ki bir kaçı bu haklarını kullanmışlardır. Padişah izni, tasvibi olmaksızın hiç bir sultan veya hanım-sultan evlenemezdi.

Sultanların da şehzadeler ve kadınefendiler gibi belirli renk ve kürek sayısında makam kayıkları ve 4 atlı arabaları vardı. 4 atlı araba şehzade ve sultana mahsus olup sadrazamın makam arabası bile çift atlı idi.

Sultan zevcelerine resmen “damad-ı hazret-i şehryari” ve kısaltılarak “Damad” denirdi. Paşa değillerse resmen “beyefendi” unvanını kullanırlardı. Haklarında sultan-zade prenslere mahsus protokol uygulanırdı. Sultanlar yaş sırasına göre protokole girdikleri halde, damadlar, evlenme tarihleri sırasına göre teşrifata dahil olurlardı. Sultan zevcelerine, damad sıfatları dolayısıyla ayrıca maaş verilmezdi. Hepsi devlet görevlisi idiler, görevlerine göre maaş alırlardı. Vezir olmayan damadlar çok azdır. Damadlar, asker ve nadiren mülki rical veya onların oğulları içinden seçilirdi. Asla ilmiye sınıfından damad seçilmezdi.

Sultan oğullarına “sultan-zade” ve “beyefendi” denir (bazıları paşa); sultan kızlarına ,hanım-sultan- denirdi Bunlar ve prens ve prenses idiler. Fakat anneleri sultanlar veya şehzadeler gibi imparatorluk prensesi veya prensi değillerdi, alelade prens ve prensestiler. Yalnız sultan ve şehzadeler “Hanedan üyesi (azası)” sayılmışlardır. Sultan-zade ve hanım-sultanlar, tıpkı padişah ve şehzade zevceleri ve sultan zevceleri gibi prens ve prenses, fakat “Hanedan’a mensub” idiler. Bir sultan-zade’nin asla tahta geçmek hakkı yoktu. Zira neseb babadan yürürü, anne nesebi kabul edilmezdi.

Çocuk sultanlara da nikah kıyılabilirdi. Nikah kıyıldığı anda zevci resmen -Damad- diye anılırdı. Fakat buluğa ermeden asla zifaf yapılmaz, zifafa kadar ayrı saraya çıkamaz, padişah sarayında otururdu. Buluğa kadar bir çok sultan zevcelerinin ölümüyle zifaf olmaksızın dul kalmışlardı ki böyle izdivaçlara “sûri” (gösterişte) tabir edilmektedir. Birinci Abdülmecid’in (1839-1861) 8 kızının gerçek izdivaç tarihleri ortalaması 17.6 yaştır. Oğlu İkinci Abdülhamid’in (1876-1909) 7 kızının yaş ortalaması ise 20.1’dir. 6 sultanın 12 yaşında zifaf ile evlendirildikleri, 2 sultanın 30 yaşından sonra ilk defa evlendirildiği tespit edilmiştir. Zevcelerinin ardı ardına ölümüyle 8 def’aya kadar ayrı izdivaç yapan sultanlar vardır.

Sultanlar, İstanbul’dan çıkamazlardı. Zevcelerinin görevleri imparatorluğun çeşitli yerlerinde olduğu zaman onlarla gidemezlerdi. Hac için izin alamazlardı. Bunların hepsinin istisnaları vardır, fakat çok azdır. XVI. asırdan evvel bazı sultanlar Anadolu beyleri veya başka İslam hükümdarları (mesela Memluk Sultanı) ile evlendirilmişlerdir. Sonra bu adet kesin şekilde bırakıldı. Zevceleri ile dış ülkelere seyahat edebilen sultanlar, 1908’den sonradır.

Sultanların En Uzun ve En Kısa Evlilikleri

En uzun sultan izdivacı, İkinci Abdülhamid’in büyük kızı Zekiye Sultan ile Gazi Osman Paşa’nın büyük oğlu Muşir Damad Nüreddin Paşa’nınkidir. 1950’de Sultan’ın ölümü ile 61. yılda sona erdi. En kısa fiili izdivaç ise Birinci Abdülmecid’in kızlarından Behice Sultan ile Damad Hamid Beyefendi arasındaki, Sultan’ın 14 gün sonra ölmesiyle (1876) son bulan evlenmedir. Sultanların, şehzadelerden daha fazla yaşadığı, içlerinde hayli yaşlı ölenlerin çok az olmadığı görülür.

Sultanların resmi lakapları “devletlu ‘ısmetlü” idi ve adlarının sonuna “’aliyyetü’ş-şan” ibaresi konurdu. Mesela yazışmalarda şöyle olurdu: Devletlü ‘Ismetlü ‘Ayşe Sultan ‘aliyyetü’ş-şan Hazretleri.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir