Sadrazam Kimdir, Sadrazam Ne Demektir, Osmanlı Sadrazamları Özellikleri Nelerdir?

Osmanlı Devletinde, devlet işlerinin gerçek başı, “sadrazam” denen devletin bir numaralı memurudur. “Sadr-ı azam” yerine bilhassa ilk asırlarda “vezir-i azam” da denmiştir. Başbakandır, ancak yetkileri, bugünkü başbakanlara nispetle hayli fazladır.

1362’ye kadar tek vezir vardı, başbakandı. 1362’de iki vezir oldu ve sonra sayıları devamlı arttı. Başbakan olanına “vezir-i azam” yani “en büyük vezir” dendi.

Osmanlı’da Sadrazam Olmanın Şartları

  1. Sünni Müslüman olmak,
  2. Türkce konuşabilmek,
  3. devlet hizmetinde o makaama gelebilecek derecede ilerlemiş bulunmak,
  4. padişah tarafından “sadaret” denen o makama resmen tayin edilmek, şartları kafi idi. Kesin şekilde neseb, ırk ve anadili farkı, servet gibi unsurlar aranmazdı.

Sadrazam’ın Yetkileri Nelerdir?

Sadrazam, padişahın tam yetkili vekili idi. Yetkisi dışında bir şey tasavvur etmek kolay değildir. Gerçi kadı (hakim) hükümlerini değiştiremezdi (devlet güvenliği ile ilgili davalar bunun dışındadır), bütçede gösterilen tahsisattan fazlasını harcayamazdı ve bu gibi faktörlerle kayıtlı idi ama, bunlar da, düzenin muhafazası, sadrazamın daha muntazam iş görebilmesi için alınmış tedbirlerdi. Hükumetin başı idi. Padişaha vekaleten ordunun başı idi. Ordunun her türlü işinden o sorumluydu. İlmiye (ulema) sınıfı için şeyhülislamın yaptığı tayinleri tasdik ederdi, beğenmezse tasdik etmediği takdirde o tayin yapılamazdı. Mahkemeler dışında, devletle ilgili görünsün görünmesin her işe karışmaya, her meseleyi araştırmaya yetkili idi. Ancak İslami ve ahlaki prensipleri ihlal edemezdi.

Sadrazam Ne Kadar Maaş Alıyordu?

Muazzam bir tahsisat alırdı ve muazzam bir maiyeti vardı. Gerçek bir sarayda yaşardı. Sadrazamın eski ihtişamının kalmadığı Tanzimat devrinde bile şahsi maaşı yüksekti. Tanzimat devri sadrazamları, 1922’ye kadar, 250 ila 2.000 altın arasında aylık maaş aldılar. Zira sadrazam maaşı belirli değildi. Sadrazamın şahsi servet durumuna, devletin o sıradaki imkanlarına göre bir maaşla tayin edilirdi. Son bir asırda en düşük sadrazam aylığının 200, en yükseğinin 2.000 altın olduğu görülmektedir. Bu da bugünkü parayla (1986 dolar kuru ile) 3.000 ila 30.000 dolar arasında bir para etmektedir ama o devirde hayat bugünkünden yaklaşık 2,5 defa ucuzdu, paranın satın alma (iştira) gücü yaklaşık 2,5 defa yüksekti. Yani bu devirde 7.500.dolarla yapılabilen işler, satın alınan şeyler, o devirde 3.000 dolarla olabiliyordu.

Protokolde Sadrazamın Yeri Nedir?

Padişahınki derecesinde olmamakla beraber, sadrazama ait protokol (teştifat) da en ince noktalarına kadar tespit edilmişti. Yazılı sadrazam emrine “buyrultu” ve şifahi emrine “emr-i sami” denirdi. Resmi lakabı “devletlü fehametlü” idi ki, Avrupa prensleri hakkında da kullanılan Osmanlı lakabıdır. Zira sadrazam, şeyhulislam gibi, Avrupa’da “prens” eşiti sayılır ve kendilerine prenslere denildiği gibi “altes” şeklinde hitap edilir ve yazılırdı. Hayatında bir gün sadrazam olan bile hayatının sonuna kadar prens protokolüne girerdi. Ancak eski sadrazamların unvanı “devletlü übbühetlü” idi.

22.12.1574’e kadar sadrazam, padişahın elini öperdi. Bu tarihten sonra eteğini öpmeye başladı. Tanzimatta etek öpme bırakılarak, yerden temenna usulüyle selamlanmaya başlandı. Yerden temenna, Padişaha ve Hanedana mahsus değildi. Çok saygı gösterilen kimseler böyle selamlandığı gibi, birbirlerini iki taraf birden yerden temenna ile selamlamak da nezaket icabı idi.

5.8.1650’ye kadar sadrazam, padişahın tahtının karşısına bir iskemle konarak konuşurdu. Bu tarihten sonra padişah huzurunda oturması adeti kalktı. Padişah tahtında otururken ayakta konuşur oldular. Tanzimat’ta ise padişah ile karşılıklı koltuklara oturarak konuşmaya başladılar.

Sadrazam, sancak beyi (tümgeneral) rütbesinden başlayarak görevlileri kabulünde ayağa kalkar ve uğurlarken bir defa daha ayağa kalkardı, fakat yerinden kımıldayıp ilerlemezdi. Beylerbeyi (orgeneral) rütbesindekiler için protokol aynı idi. Vezir ve kazasker gibi mareşale eşit rütbe sahiplerini ise salonun ortasına kadar ilerleyerek karşılayıp salonun ortasına kadar teşyi ederdi. Sancak beyi rütbesinden küçükler için (albay ve daha küçük rütbeler) oturarak konuşur, hiç ayağa kalkmaz, bu rütbedekileri huzurunda da oturtmazdı.

Vezirler ve kazaskerler dahil, Hanedan mensupları dışında herkes sadrazamın elini öper, küçük rütbeliler sadece eteklerlerdi. Yaşlı ve çok kıdemli vezir ve kazaskerler hariç, onlar sadrazamın elini öpmez, sadece kucaklaşırlardı.

Sadrazam Sarayına Ne Denir?

Sadrazamın cenaze namazı Fatih Camii’nde kılınırdı (Cevdet, II, 154). Sadrazamın ikametgahına Tanzimat’tan önce saray ve sonra konak denirdi. Sadrazam sarayları içinde 300 küsür odalı, iki fırınlı, mescitli, 15 hamamlı, dehşetli binalar vardır. Makbul İbrahim Paşa’nın Atmeydanı’nda (Sultanahmet), Sokollu Mehmed Paşa’nın Kadırga’daki sarayları bunlardandı.

Serdar-ı Ekrem Kimdir?

Sadrazam seferde ve savaşta bizzat ordunun başında başkumandanlık görevini yaparken ilaveten “serdar-ı ekrem” unvanını alır ve yetkileri artardı. Zira padişah tuğrası ile muvaşşah beyaz kağıtları istediği gibi padişahın şahsi emriymiş gibi doldurarak hükümlerini icra ederdi. Normal zamanlarda kullanamadığı bir çok yetkiyi kullanırdı. Hristiyan bir prense kral unvanı vermek, Hristiyan veya Müslüman bir hanedanı tahttan düşürmek, vezir azletmek, beylerbeyi idam ettirmek gibi. Ancak vezir payesinde bir görevliyi idam ettiremezdi, sadece azl ve tevkif edebilirdi. Vezir idamı için, hazar’da beylerbeyi idam için, padişah ,tasdiki şarttı. Seferdeki tasarrufları beğenilmeyip sefer dönüşünde kelle kaybeden sadrazamlar az değildir. Sefer sırasında, istediği beylerbeyini vezirliğe yükseltebilirdi.

1421, 1511, 1517, 1638, 1691, 1697, 1716 tarihlerinde tam 7 sadrazam, serdar-ı ekrem sıfatıyla ordunun başında ve muharebe sırasında şehit düşmüşlerdir. Vaktiyle sadaret makamında bulunmuş, o anda sadrazam olmayan, şehit serdarlar, bunların dışındadır.

Sultanlarla Evlenen Sadrazamlar

36 sadrazam, sultanlarla evlenerek resmen “Damad” unvanını taşımışlardır. Hanım-sultanlar ile evlenenler de vardır, fakat bunlara “damad” denmemektedir. İlk damad sadrazam 1497’de iktidara gelmiş, sonuncusu 1920’de iktidardan düşmüştür. Bir sadrazam (Melek Ahmed Paşa), üst üste iki sultan ile evlenmiştir (birinin ölümünden sonra diğeriyle). Üst üste iki sultan ile evlenen diğer iki damad, Müşir Mehmed Paşa ile Şehzade Ömer Faruk Efendi’dir.

5 sadrazam hadım’dır ki ikisi muharebe meydanında şehit olmuştur. Beyaz hadımlardır. Sadrazam ve vezir olan hiç bir hadım veya normal Zenci yoktur.

Mükerreren en fazla sadarete Küçük Said Paşa gelmiştir (İkinci Abdülhamid ve Beşinci Mehmed Reşad zamanlarında 7+ 2 = 9 defa). Sonra Birinci Abdülmecid devrinde 6 defa bu makama tayini yapılan Büyük Mustafa Reşid Paşa gelir. 6 sadrazam 5 defa, 2 sadrazam 4 defa, 6 sadrazam 3 defa, bu makaama tayin edildiler. İki defa sadrazam olanlar çoktur. Ancak bir göreve müteaddit defa tayin değil, o görevde uzun müddet kalma mühimdir. En uzun sadarette kalanların ise, tek defada sadaret görevi yapmış olanlar olduğu görülür.

Mütercim Rüşdi Paşa, 2 batından 4 ayrı padişaha sadrazam oldu. XVII. asırda Halil Paşa, keza 2 batından 4 ayrı padişah devrinde sadarette bulundu. 4 sadrazam, 3 padişah devrinde sadrazamlık yaptılar. İki padişah devrinde sadrazam olanlar çoktur.

Padişah dışında -Hanedan mensupları dahil- hiç bir ferdin sadrazamın üzerinde devlet nüfuzu kazanmamasına çok dikkat edilmiştir. Fakat bazı devirlerde sadrazam üzerinde nüfuz kazanan devlet adamları görüldü. En ünlüleri şunlardır: Üçüncü Mehmed devrinde -sonradan şeyhulislam olan- Hace-i Sultani Sadeddin Efendi; İkinci Osman devrinde -meşihat payeli- Hace-i Sultani Ömer Efendi; Dördüncü Mehmed devrinde Kızlarağası Uzun Süleyman Ağa; İkinci Mustafa devrinde Seyhulislam ve Hace-i Sultan Feyzullah Efendi; Birinci Mahmud devrinde Kızlarağası I. Beşir Ağa ve Kızlarağası II. Beşir Ağa; Birinci Abdülhamid devrinde -sonra sadrazam olan- Kaptan-ı Derya Cezayirli Gazi Hasan Paşa ve Damad Nazif Efendi; İkinci Mahmet devrinde Nişancı Halet Efendi; Birinci Abdülmecid devrinde Cihanseraskeri Rıza Paşa; Beşinci Mehmed Reşad devrinde -sonra sadrazam olan- Talat Bey.

İdam Edilen veya Şehit Olan Sadrazamlar

İlk idam edilen sadrazam Çandarlızade Halil Paşa’dır (10.7.1453). Son idam edilenler şunlardır: Yağlıkcızade Mehmed Emin Paşa (19.8.1769), Ispartalı Halil Hamid Paşa (1.4.1785), Çelebizade Serif Hasan Paşa (15.2.1791), Benderli Ali Paşa (30.5.1821). Mecburen intihar ederek şehit olan Alemdar Mustafa Paşa’dır (15.11.1808). Eski sadrazamlar içinde sadaretlerinden sonra öldürülen son sadrazamlar, Taif’de Midhat Paşa (6.5.1884), Roma’da Ermenilerce şehit edilen Kavalalı Prens Said Halim Paşa (6.12.1921), Berlin’de Ermenilerce şehit edilen Talat Paşa’dır (15.3.1921).

Osmanlı Sadrazamları Kimlerdir?

Sadrazam Mustafa Reşid Paşa

Sadrazam Mustafa Reşid Paşa

Sadrazamlardan 22 kadarı, gerçek deha sahibi, büyük şahsiyetlerdir. En büyükleri Mustafa Reşid Paşa‘dır.

Sadrazamlar içinde alim olanlar ve cahil olanlar (hatta ümmi olanlar) çoktur. Korkak, hain, ahlaksız, liyakatsız, hırsız olanlar çoktur. Büyük kumandanlar, diplomatlar, devlet adamları, yöneticiler, şairler, müellifler pek çoktur. En büyük şair sadrazam Damad Ragıb Paşa’dır (1699-1763), ondan sonraki en büyük şair Mehmed Rami Paşa’dır (1703). En büyük edib, Ahmed Vefik Paşa’dır (1823-1891).

En genç sadrazam olan Köprülüzade Fazıl Ahmed Paşa’dır (1661’de 26 yaşında). 30’undan önce sadrazam olan daha iki üç kişi vardır. 80 küsür yaşında bu göreve getirilenler de mevcuttur. En az sadarette bulunan 4 saat ile Zurnazen Mustafa Paşa’dır (5.3.1656). Zurnazen Mustafa Paşa sadrazam olur olmaz o sırada isyanda bulunan sipahi ocağı ağaları duruma itiraz etmiştir ve sadrazamı kabul etmediklerini bildirmişlerdir, bunun üzerine atamasının üzerinden sadece 4 saat geçen Zurnazen Mustafa Paşa sadrazamlık görevinden alınmıştır. Bir kaç gün, hafta bulunanlar da vardır ve bir kaç ay bulunanlar çoktur.

Sadrazamların sayısı şahıs olarak 217’dir. En çok bu makamda kalan Alaeddin Paşa (1323-1348) (25 yıl), sonra Çandarlızade Hayreddin Paşa (1364-1387) (22 yıl, 4 ay), sonra bunun oğlu Çandarlızade Ali Paşa (1387-1406) (19 yıl, 10 ay, 27 gün), devletin, 5. ve 6. sadrazamlarıdır. Sonra 15 yıl, 4 günle Köprülüzade Fazıl Ahmed Paşa gelmektedir (1661-1676).

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir