Timur‘un Anadolu‘ya Yürüyüşü ve Merkezi Devletin Çöküşü

1396’daki Niğbolu savaşı sonrasında İstanbul’u kuvvetle tazyik eden Osmanlılar, 1397’de bu ablukayı Karaman seferi dolayısıyla biraz gevşettiler.

II. Manuel bu sırada Batıdan yardım talebinde bulunmuş, bu çağrılara Fransa’dan bir cevap gelmişti. IV. Charles 1396’da Cenova’yı ve dolayısıyla Cenova’nın Bizans topraklarındaki kolonilerini kendisine bağladığı için İstanbul ile yakından ilgilenmekteydi.

Niğbolu’da Osmanlılara karşı savaşan ve hatta esir düştükten sonra fidye ödenerek kurtarılan Fransız şovalyelerinden mareşal Boucicaut (Jean de Meingre) İstanbul’a yardım için görevlendirilmişti. 1399 yılı başlarında mareşal Boucicaut küçük kuvvetiyle Osmanlı ablukasını yararak İstanbul’a ulaştı. Bu durum şehirde büyük sevince yol açtı. II. Manuel onunla birlikte Avrupa’ya giderek İstanbul için yardım bulmaya çalıştı (10 Aralık 1399).

İtalya, İngiltere, Fransa’da teşebbüslerde bulunduysa da bir yardım alamayacağını anladı. O buralarda uğraşırken yerinde bıraktığı yeğeni VII. Ioannes İstanbul’u savunmaya uğraşıyordu. Bayezid kuşatmayı çok sıkı hale getirmişti. Şehir her an düşebilirdi. Fakat tam bu sırada doğuda beliren yeni bir güç Osmanlıların bütün planlarını altüst etti.

Timur

Timur

Moğolların mirasçısı olarak Anadolu’da vasilik iddiasında bulunan Timur, oldukça geniş toprakları kontrol altına almış İran, Afganistan, Hindistan ve kuzeyde Altınorda sahasına düzenlediği seferlerle etki alanını genişletmişti. 1390’larda doğuda Osmanlılarla menfaatleri bir noktada kesişmişti. 1394’te Anadolu’nun doğu kesimine inen Timur, gözünü daha batıya çevirdi.

1399’da Bayezid Erzincan’a doğru nüfuzunu yaymak istediğinde Emir Mutahharten Timur’a sığınmıştı. Timur 1400’de Erzincan’a girmiş, oradan Sivas’a saldırmış ve burayı zabtetmişti. Buranın Osmanlı idaresinde bulunuşu, durumu oldukça nazik hale getirdi. Timur ile Bayezid arasında bir nüfuz mücadelesi yaşandı. Timur gazi sultan sıfatıyla İslam aleminde şöhrete sahip olmuş Bayezid üzerine yürümekte tereddüt ediyordu. Ancak onun diğer Anadolu beyleri gibi kendisine tabi olmasını istiyordu ve Anadolu’daki statünün değişmemesini, beyliklerin yeniden eski topraklarına hakim olmalarını arzuluyordu. Bunu Bayezid’e de bildirmişti. Bir anda eski Moğol-İlhanlı ve Selçuklu rekabeti değişik bir şekilde ortaya çıkmıştı.

Yıldırım Bayezid

Yıldırım Bayezid

Timur Moğollar’ın, Bayezid ise Selçuklular’ın varisi gibi hareket etmekteydi. Sivas’ı tahrip ettikten sonra Timur’un birden Memlükler üzerine yürümek üzere Anadolu’dan çekilmesi, onun Osmanlılar’a karşı harekete geçmekte aceleci davranmamasına, hatta tereddüt geçirmesine bağlanır. Sebep her ne olursa olsun aslında Memlük seferinin Timur için acil bir durumu yoktu. Belki muhtemel bir Osmanlı-Memlük ittifakından çekinerek, öncelikle daha kolay alt edebileceği Memlükler’i Anadolu’nun güneyinden atmak ve böylece Osmanlıları da savaşmadan kendisine bağlamak gibi bir düşünce içinde bulunması mümkündür. Nasıl olursa olsun Timur Malatya’dan Behisni’ye, oradan Haleb’e geldi. Hama ve Hums gibi şehirleri aldı.1401 ocağında Dimaşk’a geldi. Henüz yeni tahta çıkmış olan Ferec, Kahire’ye çekildi. Timur’un Suriye seferi sırasında Bayezid sıranın kendisine geleceğini düşünerek tedbirli davranmak gibi bir eğilim içinde değildi.

Timur’a karşı hareket etmekten çekinmedi. Kendisine sığınan Kara Yusuf ve Sultan Ahmed’i himayesi altına aldı. Ardından Timur ile anlaşmazlık noktalarından biri olan Erzincan emirinin üzerine yürüdü. Mutahharten Bayezid’e boyun eğdi. Erzincan Osmanlı kontrolü altına girdi. Timur buraya asker gönderdiyse de bunlar buraya ulaştığında Osmanlı kuvvetleri geri çekilmiş bulunuyordu. Timur bunun ardından Kara Yusuf’un öldürülmesini veya kendisine teslimini istedi. „te yandan Anadolu beyleri de kaçarak Timur’a sığınmışlardı. Sonunda Bayezid’in üzerine yürümeye karar veren Timur, 1402 Martında harekete geçti. Kemah üzerinden Sivas’a geldi. Oradan Yıldırım Bayezid’e savaşa hazırlanmasını bildirdi.

İki taraf 28 Temmuz 1402’de Ankara yakınlarında ubuk ovasında karşı karşıya geldi. Bayezid toplayabildiği kadar büyük bir ordu ile gelmişti, ordunun sağ kanadında vasali Sırp despotu Lazarevic, sol kanadında büyük oğlu İehzade Süleyman vardı. Kendisi yeniçerilerle birlikte merkezde yer almıştı. Arkada yanlarda oğullarının idaresinde birlikler bulunuyordu. Timur’un orduları sayıca daha üstündü. Ordudaki fillerden de savaş sırasında çok istifade eden Timur, Bayezid’i ağır bir hezimete uğrattı. Osmanlı kuvvetleri dağıldı. Bayezid’in oğulları savaşın kötü gidişi üzerine geri çekildi. Anadolu beylikleri kuvvetleri ise Timur ordusundaki beylerinin yanına iltica ettiler. Neredeyse kendi başına kalan Bayezid yanındaki az sayıda kuvvetle savaşı sürdürdüyse de sonunda esir düştü. Bir süre sonra da esaret altında vefat etti.

Ankara savaşı özellikle neticeleri itibarıyla Osmanlı devleti için bir dönüm noktası olmuştur. Bayezid’in kurduğu merkezi devlet çökmüş, Anadolu birliği bozulmuş, beyler eski statülerini kazanıp yeniden beyliklerinin başına geçmişler, böylece Anadolu’da I. Murad devri başlarındaki duruma dönülmüştü. Timur’un kuvvetleri Bursa’ya girip oradan Batı Anadolu’ya yöneldi ve Osmanlılar gibi bir gazi olduğunu göstermek isteyen Timur Latinlerin elinde bulunan İzmir’i kuşatıp ele geçirdi. Bayezid’in oğulları ise kısa bir süre sonra birbirleriyle taht mücadelesi içine girdi. Bu durum kuşatma altındaki Bizans’ı oldukça rahatlattı. Ancak Timurlular’ın İstanbul’a gelerek Rumeli’ye geçmesinden korktularsa da bu gerçekleşmedi. Osmanlı devleti parçalanmıştı, Rumeli’deki topraklar ile Anadolu’daki topraklar arasındaki bağ kopmuştu. Osmanlılar kısa bir süre sonra belirsiz bir ortama sürüklendi, Osmanlı tarihlerinde “fetret dönemi” denilen yeni bir kaos devri başlamaktaydı.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir