XVII. Yüzyıl Islahat Çalışmaları

16. Osmanlı padişahı olan II. Osman (Genç) (1618-1622)14 yaşında iken, amcası Sultan I. Mustafa’nın tahttan indirilmesi üzerine Osmanlı tahtına oturmuş, Fatih Sultan Mehmed devrinden sonra vazgeçilen saray dışından evlenme geleneğini (cariye ile evlenmeme) yeniden başlatmış, Lehistan seferi sırasında gördüğü disiplinsizlikler nedeniyle Yeniçeri Ocağı’nı kaldırmayı planlamıştır.

Ancak düşündüklerini yapamadan yeniçerilerin isyânı sonucu 19 yaşında tahttan indirilerek Yedikule zindanlarında vahşice öldürülmüştür. 17. Osmanlı padişahı olarak ve öldürülen II. Osman’ın yerine tahta geçen IV. Murad (1623-1640); tahta geçtiğinde 11 yaşındaydı ve bu nedenle devlet idaresi bir müddet annesi Kösem Sultan’ın elinde kalmıştır. Ağabeyi II. Osman’a gözleri önünde yapılanlara küçük yaşlarında şahit olmuş, bu nedenle de intikam duygularıyla yaşayan sert mizaçlı bir padişah olarak tanınmıştır. İktidara tam anlamıyla 21 yaşında sahip olan IV. Murad, Safeviler’e karşı askerî harekât yapmış, Azerbaycan, Erivan, Tebriz ve Hamedan’ı ele geçirmiştir.

Son olarak 1638 yılındaki Bağdat Seferi ile 1624’ten beri İran işgali altında bulunan bu şehri yeniden Osmanlı topraklarına katmıştır.

IV. Murat, bu savaşlarda Osmanlı ordularını bizzat komuta etmiş ve büyük bir askerî dehâ olduğunu kanıtlamıştır. Sefer sırasında, Anadolu’daki tüm isyânları ve isyân etmesi muhtemel unsurları yok etmiş, böylece devlet otoritesini yeniden ve kesin bir şekilde tesis etmiştir.

Safevîler’le yapılan savaşın ardından 1639 Mayıs’ında Kasr-ı Şirin Antlaşması imzalanmış, bu antlaşma neticesinde Mezopotamya Osmanlı egemenliğine girmiş ve I. Dünya Savaşı’na kadar da Osmanlı toprağı olarak kalmıştır.

IV. Mehmed

IV. Mehmed

IV. Murat, İstanbul’a döndükten sonra saygın devlet adamlarına, imparatorluğun eski parlak günlerine dönmesine yönelik ekonomik ve siyasî projeler hazırlanması emrini vermiş ancak genç yaşta ölümü8, onun imparatorluğu dönüştürme yolundaki çabalarına engel olmuştur.

IV. Murat rüşvet ve iltimasla mücadele etmiş ve bunu en az seviyeye indirmiş, Kösem Sultan zamanında aşırı derecede artmış olan savurganlık ve gereksiz harcamalara son vermiş, İstanbul’da alkol, tütün ve kahveyi yasaklamış, yasağa uymayanların öldürülmesini emretmiştir. Hepsinden önemlisi devleti eski gücüne kavuşturabilmek amacıyla devrinin aydınlarına risâleler hazırlatmıştır. Bu risâlelerden en önemlisi ve günümüze kadar ulaşmış olanı “Koçibey Risâlesi”dir.

19. Osmanlı padişahı olarak 7 yaşında tahta çıkan IV. Mehmet (Avcı Mehmet) 39 yıllık saltanatıyla Kanunî Sultan Süleyman’dan sonra en uzun tahtta kalan padişahtır. Ava meraklı olduğu için “avcı” lakâbıyla anılmıştır. Döneminin en önemli olayı, başarısızlıkla sonuçlanan II. Viyana Kuşatmasıdır.

Çocuk yaşında padişah olması nedeniyle, “vasî”leri tarafından idare edilen Mehmet’in padişahlığının ilk 3 yılına babaannesi Kösem Sultan ve annesi Valide Turhan Sultan arasındaki çekişmeler damgasını vurdu. Kösem Sultan’ın Valide Turhan Sultan tarafından boğdurtulması üzerine idare Valide Turhan Sultan’a geçti.

IV. Mehmet Dönemi’nin ıslahatlarda öne çıkan ismi, Sadrâzam Tarhuncu Ahmet Paşa’dır. Tarhuncu Ahmet Paşa, son derece dürüst bir devlet adamıdır. İktidarı zamanında yapmak istediği ıslahatların başarıya ulaşabilmesi için şiddet kullanmak zorunda kalmıştır. İlk iş olarak devletin gelir ve giderini öğrenmek istemiş; isteğinin yerine getirilmesinin ardından devlet erkânı ile görüşerek fazla masrafları kısmaya başlamış, sarayın ve diğer ileri gelenlerin fazla masraflarını kesmekte de tereddüt etmemiştir. Bu nedenle hariçten ve dahilden epeyce düşman kazanan Tarhuncu, fitnecilerin padişah ve valide sultanı kendisi aleyhine kışkırtmaları sonucu Mart 1653’de boğdurularak öldürtülmüştür. Tarhuncu Ahmet Paşa Osmanlı Devleti’nde malî alanda ıslahat yapan ilk devlet adamı olup ancak 9 ay sadaret makamında kalmıştır.

Köprülü Mehmet Paşa, Valide Turhan Sultan tarafından Sadrâzam yapıldığında 78 yaşındaydı. Kendisine geniş yetkiler ve aleyhinde konuşanların sözlerine itibar edilmeyeceğine dair söz verilmesi üzerine 15 Eylül 1656’da sadâreti kabul etti.

İdareyi ele alır almaz derhal anarşiyi bastırma yoluna gitti ve zorbaları yakalatarak caezalandırdı. Ordu intizam altına alınmadan devletin kargaşadan kurtarılamayacağına ve huzurun sağlanamayacağına inanan Mehmet Paşa, ordudaki zorbaları temizleyerek, disiplini sağlamayı başardı. İstanbul’daki karışıklıklarda, yeniçeri kıyafetine soktuğu Hristiyanlar vasıtası ile Müslüman ahaliyi zarara uğratan Rum patriğini idam ettirdi9. İstanbul’daki ulema sınıfı arasındaki kargaşalığı önledi10 ve iyice bozulan bu sınıfın huzurla hizmet görür hale gelmelerini sağladı. 1661’de Edirne’de vefatından sonra sırasıyla oğulları Köprülü Fazıl Ahmet Paşa ve Köprülü Fazıl Mustafa Paşa Sadrâzamlık yapmışlardır.

Görüldüğü gibi Osmanlı Devleti’nin çöküş sürecine girdiği dönemlerde de gidişatın farkına varan devlet adamları ortaya çıkmış ancak, bu devlet adamları çıkarları sarsılanların kendilerinden daha güçlü olması nedeniyle çalışmalarının bedelini canlarıyla ödemişlerdir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir