Yeniçeri Ocağının Kaldırılması ve Asakir-i Mansure-i Muhammediyenin Kurulması

II. Mahmut, padişahlığının ilk yıllarını İstanbul ve taşradaki politik dengeleri gözetmekle geçirdi.

Ülkesi üzerindeki hükmü zayıflamış padişahın karşısında İstanbul’da Yeniçeri Ocağı ile ulema; Rumeli, Anadolu, Mısır ve Irak’ta ise âyân olarak anılan mahallî güçler vardı.

II. Mahmut’un tahta çıkmasını sağlayan Rusçuk Ayanı Alemdar Mustafa Paşa, kendine bağlı askeri kuvvetleri olan güçlü bir sadrazamdı. Önce Nizam-ı Cedit’in benzeri olarak Sekban-ı Cedit Ocağını kurdu. Alemdar Mustafa Paşa’nın sadrazam olmasından üç buçuk ay sonra Sekban-ı Cedit Ocağının kurulmasını bahane eden yeniçeriler ayaklandı. 1808’de Alemdar Mustafa Paşa’nın Sekban-ı Cedit kuvvetleri ile halk ve yeniçeriler arasında adeta bir iç savaş yaşandı. Yeniçeriler, Alemdar Mustafa Paşa’yı öldürüp saraya doğru harekete geçti.

II. Mahmut (temsilî)

II. Mahmut (temsilî)

II. Mahmut, Osmanlı Hanedanı’nın tek erkek üyesi olarak kalmak için IV. Mustafa’yı idam ettirdi. Yeniçeriler çaresizce II. Mahmut’u kabullenmek zorunda kaldı. Bu yaşananlar artık Yeniçeri Ocağının işlevini yerine getiremediğini ve kesinlikle kaldırılması gerektiğini ortaya koydu. II. Mahmut, altı ay boyunca devam eden bürokrat ve ulemanın katıldığı düzenli ve gizli toplantılar yaptı.

Bu toplantılarda Yeniçeri Ocağının kaldırılması konusu tartışıldı. 1826 yılına gelindiğinde Ocağın bu yapısıyla ayakta kalmasının mümkün olmadığı iyice anlaşıldı. 1808’den 1826’ya kadar geçen süre içerisinde II. Mahmut, âyan sorununu çözerek ulemayı ve halkı kendi tarafına çekmeyi başardı. Yeniçerilerin üst komuta kademesine kendisine yakın kişileri yerleştirerek olası bir isyana karşı gerekli tüm tedbirleri aldı.

Asâkir-i Mansûre-i Muhammediye ordusu zorunlu askerliğe tabi olduğundan paralı askerlik sistemi de kaldırılarak millî orduya geçişte önemli bir adım atılmış oldu. Yeni kurulan ordunun asker ihtiyacı Müslüman halkın 15-25 yaş arası gençlerinden karşılanmaktaydı. Kişinin askerlikten ayrılıp sivil hayata dönebilmesi, ticaret veya ziraatla uğraşabilmesi ve emekliliğe hak kazanabilmesi için on iki yıl askerlik hizmeti yapması gerekiyordu. Bekârlara yüzbaşı mülâzımı (teğmen) olana kadar evlenmek yasaktı ancak evli olanların orduya girmesine engel yoktu.

Avrupa ordularında olduğu gibi yeni Osmanlı merkez ordusu da toplumun sosyo-politik ve sosyo-ekonomik olarak en alt zümresinden gelen fakir veya işsiz gençlerden oluşmaktaydı. Asâkir-i Mansûre-i Muhammediye, çağın gereklerine uygun bir yapıda oluşturulmak istendi. Avrupa ülkelerinde olduğu gibi askerlere düzenli eğitim öğretim yaptırıldı, giyim kuşam, araç gereç ve silahlar da yenilendi. Yeni ordunun üniforma, bot ve diğer teçhizatının karşılanması amacıyla feshane, debbağhane (deri imalathanesi) ve iplikhane adlarıyla imalathaneler kuruldu.

Özellikle ciddi ve sağlıklı bir eğitim gerçekleştirmek amacıyla Prusya’dan piyade, süvari ve topçu subaylar getirildi. Aynı zamanda modern harp sanatını öğrenmek amacıyla Avrupa’ya öğrenci gönderildi. Askerî talim ve yürüyüşlerin önemli unsurlarından olan bando ihtiyacını karşılamak üzere Mehterhâne kaldırılarak yerine Mızıka-i Hümâyun kuruldu (1834) ve başına devrin önde gelen müzik adamlarından İtalyan Giuseppe Donizetti (Cuseppe Donizetti) getirildi. Yeni ordunun giderlerini karşılamak için “Asâkir-i Mansûre Hazinesi” kuruldu.

Giuseppe Donizetti (temsilî)

Giuseppe Donizetti (temsilî)

Tıbbiye ve Harbiye mektepleri modernleşme ve ilerleme hareketlerinde birinci derecede rol oynadı. Sultan II. Mahmut’tan sonra bu iki müessese, Avrupai fikirlerin temsilcisi durumuna geldi. Bunların, yabancı dille eğitim yapması ve yabancı hocaların buralarda ders vermesi nedeniyle Batı aydınlanma düşüncesinin ve Batı siyaset anlayışının Osmanlı Devleti’ne girmesinde etkili oldu.

1836 yılında askerî işleri görüşüp karara bağlayacak olan Dâr-ı Şûra-yı Askerî (Askerî Şûra) adlı yüksek danışma kurulu oluşturuldu. Bu kurulun görevi, ordunun silah, teçhizat ve kıyafet ihtiyaçlarını belirlemek, alım satımlarda ihaleler düzenlemek ve ürünlerin kalite kontrolünü yaparak ödemelere onay vermekti. Aynı zamanda asker dilekçelerini değerlendirmek, askerî kanun, kararname ve teşkilat tasarılarını görüşmek, maaşları belirlemek ve subayların terfi listesini hazırlayıp seraskerliğe sunmak kurulun diğer görevleri arasındaydı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir