"Enter"a basıp içeriğe geçin

Askeri Devrim ve Ateşli Silahların Gelişimi

Barutun ateşli silahların gelişiminde önemli bir yeri vardır. Barut, simya bilimiyle uğraşanların iksir bulma çalışmalarının bir ürünü olarak ortaya çıktı. Çin’de bir silah olarak ortaya çıkmadan önce barut, yanıcı ve gürültü çıkarıcı olarak uzun zamandan beri çeşitli amaçlarla kullanıldı.

XIII. yüzyıldan itibaren Çinliler, barutlu humbaraların ilk örneklerini kullandılar. Barutun ateşli silahlarda kullanılması örneği XIV. yüzyılda Avrupa’da görüldü. Bu yüzyıldan itibaren ateşli silahlar ordu içerisinde etkili bir şekilde kullanılmaya başlandı. Ateşli silahların gelişmesiyle birlikte Askerî Devrim olarak adlandırılan yeni gelişmeleri içeren bir süreç ortaya çıktı.

Avrupa askerî tarihinin en önemli gelişmesini, Avrupa ordu sistemi ve savaş yöntemlerinde ateşli silahlara dayalı yeni bir değişimin görülmesi ve buna bağlı olarak farklı taktiklerin devreye sokulması oluşturur. Bu durum, Avrupa tarih yazıcılığında Askerî Devrim kavramı ile ifade edilmektedir. XVI ve XVII. yüzyıllarda meydana gelen Askerî Devrim, Batı savaş sanatında bir dönüm noktasını teşkil etti.

Askerî tarihçiler, Askerî Devrim’in başlangıcı ve kronolojik gelişimine ilişkin farklı tanımlamalarda bulunmuşlardır. Bu tanımlamalar içerisinde Askerî Devrim’in başlamasında asıl etkenlerin başında XV. yüzyılın ortası ile XVII. yüzyılın ortası arasındaki dönemde savaşın ticarileşmesi ve devletlerin ticaret yapısında yaşanan niteliksel artışlar gelmektedir.

Humbara (temsilî)
Humbara (temsilî)

Bu durum yeterli maddi kaynakları bulunduğu sürece ücretli asker ve silahların, yöneticiler tarafından elde edilmesini mümkün kılmıştır. Diğer bir tanımlamaya göre Askerî Devrim’in başlamasında İtalya’da 1450–1520 yılları arasında gelişen bir savunma sistemi etkili olmuştur. Sistem, ateşli silahların Orta Çağ şehir ve kale duvarlarını tahrip edebilme kabiliyetinden türemiştir. Buna göre etkili topçu sistemleri, yeni savunma yapılarının yapılmasını zorunlu kılmıştır. Bu yapılar, top ateşinin etkinliğini sınırlamada oldukça başarılı olmuştur. Bu nedenle, savaşlar büyük ölçüde savunmaya dayalı hâle gelmiştir. Savunmanın ön plana çıkması garnizonları korumak için çok sayıda asker bulundurmayı zorunlu hâle getirmiştir.

Askerî Devrim yeniliklerinin en önemlilerinden biri de askerlerin sayısını arttırıp sayıca büyük ordular oluşturmaktı. Bu gelişme beraberinde orduların beslenmesini ve sağlıklı bir şekilde intikal ettirilmelerini sağlayacak lojistik düzenin tesisini de gerektirdi. Bu yeni düzen ise para ihtiyacını ortaya çıkardığı için yeni vergiler konulmuştu. Vergi toplayabilmek içinse tarımın ve ticaretin daha hızlı gelişmesi gerekmekteydi. Bu nedenle ticaret için yollar yapıldı ve yolların güvenliği sağlanmaya çalışıldı. Bu durum sömürgelere olan ihtiyacı arttırdı. Ateşli silahların gelişimiyle birlikte piyade sınıfı önem kazandı. Yeni orduların içerisinde atış ve ateş kabiliyeti yüksek silahları kullanan birliklerin oluşturulmasıyla birlikte birliklerin düzenlerinde de değişikliğe gidildi. Bu sayede savaşlarda eş zamanlı ateş gücü kabiliyetine sahip saf düzeninde hareket eden ordular oluşturuldu.

Askerî Devrim ile birlikte XVIII. yüzyıldan itibaren meydana gelen savaşların uzun sürmesi ateşli silah teknolojisini geliştirdi. Bu durum orduların daha büyük ve daha kalıcı olmasını sağladı. Önceki dönem orduları ile kıyaslandığında yeni teşkil edilen ordular çok daha iyi disipline edildi. Avrupa devletleri, bu süreçte ateşli silahlara dayalı taktik ve teknolojilerini sürekli bir biçimde yenilediler. Böylece Batılı güçler daha büyük ve gelişmiş savunma sistemlerini inşa etmişlerdir. Askerî Devrim, hem toplumsal hem de ekonomik yapılarda uzun vadeli sonuçlar doğurdu. Bu gelişim Avrupa devletlerinin birçoğunun finansal ve askerî yapılarında da köklü değişiklikler meydana getirdi.

İlk Yorumu Siz Yapın

    Bir cevap yazın

    E-posta hesabınız yayımlanmayacak.