Babıali Baskını Önemi ve Nedeni Nedir?

23 Temmuz 1908 tarihinde ilan edilen II. Meşrutiyet ile İttihat ve Terakki Cemiyeti ülke kaderine hâkim bir konuma gelmişti. Her ne kadar Meşrutiyet’in ilk dönemlerinde İttihat ve Terakki mensupları bütünüyle hükûmetlerde yer almadılarsa da Cemiyet geri planda etkiliydi.

V. Mehmet Reşat Paşa (Temsili)V. Mehmet Reşat Paşa (Temsili)

V. Mehmet Reşat Paşa (Temsili)

31 Mart Ayaklanması sonucu, II. Abdülhamit, tahttan indirildi (27 Nisan 1909). Yerine, padişahlığı süresince hükûmet işlerine pek karışmayan V. Mehmet Reşat getirildi. Bu gelişmeyle İttihat ve Terakki ülke yönetimine tamamen hâkim oldu. Hüseyin Hilmi Paşa’dan sonra, İttihat ve Terakki’nin isteğiyle Roma Büyükelçisi İbrahim Hakkı Paşa sadrazam oldu ve yeni hükûmet kuruldu.

1910 ve 1911 yıllarında iktidar muhalefet ilişkileri gerginliğini sürdürdüğü gibi Arnavutluk’ta çıkan isyan da hükûmeti çok uğraştırdı. 1911 Haziran’ında Sultan Reşat, Rumeli seyahatine çıkarıldı ve bu şekilde asilerin tepkisi önlenmeye çalışıldı.

1911’de İtalya, Osmanlı Hükümeti’ne bir nota vererek Trablusgarp ve Bingazi’nin kendisine bırakılmasını istedi ve Osmanlı Devleti’ne savaş ilan ederek Trablusgarp’a saldırdı. Bu durum Osmanlı Devleti’nde sadrazam değişikliğine sebep oldu. Osmanlı Devleti’nin içinde bulunduğu iç çekişme ve Balkan Savaşı’nın çıkması Trablusgarp’ın İtalya’ya bırakılmasına neden oldu. II. Meşrutiyet’in ilanında ordu içindeki ittihatçı subayların eylemleri büyük rol oynamıştı. İttihat ve Terakki, ordu içindeki hâkimiyetini artırabilmek için II. Abdülhamit Dönemi’nin yaşlı subaylarını görevlerinden uzaklaştırmaya başladı.

Bu subaylara alaylı deniyor ve yerlerine mektepli olarak adlandırılan genç subaylar atanıyordu. Genç subayların aynı zamanda ittihatçı olmalarına da özen gösteriliyordu. Dolayısıyla kısa bir süre içinde orduda ikilik baş göstermiş, subaylar “sizden, bizden” şeklinde ayrıma tabi tutulmuştu. 1912’de dört Balkan devleti: Yunanistan, Sırbistan, Bulgaristan ve Karadağ aralarında ittifak oluşturup Osmanlı Devleti’ne saldırdılar. Osmanlı Devleti kendisinden kısa bir süre önce ayrılan bu küçük devletlere yenildi. Bu yenilginin en önemli sebebi ordu mensuplarının siyasi çekişmeleriydi. Balkan Savaşı’ndaki başarısızlık hükûmet değişikliğine sebep oldu. Gazi Ahmet Muhtar Paşa kabinesi istifa etti ve yeni kabineyi İttihat ve Terakki ile yıldızı barışmayan Kâmil Paşa  kurdu.

Sadrazam Kâmil Paşa (temsilî)

Sadrazam Kâmil Paşa (temsilî)

Kâmil Paşa hükûmeti zamanında da Balkan Savaşı’nın kötü gidişatı devam etti. Bulgar orduları Çatalca önlerine kadar geldi.

Makedonya elden çıktı. Selanik, Yunanlıların eline geçti. Bulgar kuşatması altındaki Edirne’de Şükrü Paşa olağanüstü bir direniş mücadelesi verdi. Avrupalı büyük devletlerin İstanbul’daki temsilcileri 17 Ocak 1913’te Osmanlı Devleti’ne verdikleri bir nota ile Edirne’nin terk edilmesini, aksi hâlde savaşın yeniden başlayacağını bildirdiler. Kâmil Paşa, Edirne’nin verilmesi taraftarıydı.

İttihatçılar ise Osmanlı Devleti’nin toprak terk etmesinin ancak parlamento kararı ile mümkün olduğunu savundular. İttihatçılar bu hususta asker ve halk arasında şiddetli bir propaganda yaptılar. Parlamento ise 17 Ağustos 1912’de kapatıldı ve bir daha toplanmadı. Kâmil Paşa hükûmeti 20 Ocak 1913’te Âyan Meclisi üyeleri ile ileri gelen mülkî ve askerî devlet adamlarından oluşan bir heyetle büyük bir toplantı yaptı. Toplantıda, bazı dinî ve medeni hakların korunması şartıyla Edirne’nin verilmesinin daha doğru olacağı fikri çoğunluk tarafından kabul edildi.

İttihatçılar hükûmetin icraatlarını beğenmediklerini padişaha bildirerek hükûmet değişikliğini istediler fakat olumsuz cevap aldılar. Enver Bey ve Talat Bey başta olmak üzere İttihat ve Terakki ileri gelenleri aralarında gizli toplantılar yaparak gidişata müdahale etmeye karar verdiler. Buna göre Bâbıâli’ye bir baskın düzenlenip Kâmil Paşa Hükûmeti düşürülecekti. 23 Ocak 1913’te Enver Bey’in başında olduğu bir grup Bâbıâli’deki hükûmet merkezine doğru harekete geçti.

Enver Bey (temsilî)

Enver Bey (temsilî)

Yanında İttihat ve Terakki’nin militan kadrosu yaya olarak yürüyor, grup “Yaşasın Enver Bey, yaşasın millet” diye bağırarak ilerliyordu. Enver Bey ve arkadaşları hiçbir zorluk çekmeden Bâbıâli’ye girmeyi başardı. Baskın başarılı olup sadece birkaç kişinin gösterdiği direniş de kırılınca Talat Bey ve Enver Bey, Sadrazam Kâmil Paşa’nın odasına girdiler. Kâmil Paşa’dan istifa etmesini istediler. Paşa, harp hâlinde olunması sebebiyle mevcut zorluklardan ve devletin maruz kalacağı tehlikelerden söz ederek nasihatte bulunmaya çalıştı fakat Talat Bey sert bir sesle “İstifa, istifa” diye bağırarak Kâmil Paşa’ya başka alternatifinin olmadığını hatırlattı. Talat ve Enver Beylerin ikazı üzerine Kâmil Paşa, ahali ve askerlerden gelen teklif üzerine istifa ettiğini bildirdi. Dışarıda kalabalık artmış, İttihatçıların meşhur hatibi Ömer Naci etrafına topladığı insanlara: “Edirne elden gidiyor, din elden gidiyor, vatan elden gidiyor” sloganlarının hâkim olduğu bir konuşma yapmaya başlamıştı. Bu sırada Enver Bey elinde istifa mektubu ile hükûmet binasından çıktı.

Kalabalığa hitaben kısa bir konuşma yaparak “Kabinenin istifa ettiğini, kendisinin de saraya gidip istifayı padişaha arz edeceğini, yeni kabinenin Mahmut Şevket Paşa tarafından kurulacağını” bildirdi. İttihat ve Terakki Partisi’nin yaptığı bu hükûmet darbesi sonucunda Sadrazam Mahmut Şevket Paşa başkanlığında yeni kabine oluşturuldu (1913).

Sadrazam Mahmut Şevket Paşa (temsilî)

Sadrazam Mahmut Şevket Paşa (temsilî)

Bâbıâli Baskını, Talat Paşa’nın, Enver Paşa’nın, Ömer Naci’nin ve diğer ittihatçılar kendi cemiyetlerini iktidara getirmek istedikleri için yapıldı ve Kâmil Paşa Hükûmeti devrildi. Bâbıâli Baskını siyasi tarihimizin hükûmet darbelerinden biri olarak tarih sahnesine geçti. 1912’ye kadar iktidarı denetleyen bir güç olan İttihat ve Terakki, Bâbıâli Baskını ile tek başına iktidar olmuş ve fiilen tek parti hâlini almıştı.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir