"Enter"a basıp içeriğe geçin

İstanbul’un Fethi ve İmparatorluk İdeolojisi

Sultan Mehmed’in, bir imparatorluk ideolojisi doğrultusunda bazı hazırlıklar yaptığı gerçektir. Ancak, projenin kilit taşı İstanbul’un fethidir. Bunu gerçekleştirmek adına, hem önündeki engelleri kaldırdı veya geçici çözümlerle erteledi, hem de liderliğinin ve devlet adamlığının bir süre olgunlaşmasını bekledi.

İstanbul’un fethi sorası kendisini hem Roma hem Anadolu imparatoru olarak görüyordu. Fetih öncesi 1446’da Georgios Trapezuntios Fâtih’e hitaben, “Kimse şüphe etmez ki sen Romalılar imparatorusun. İmparatorluk merkezini hukuken elinde tutan kimse imparatordur ve Roma İmparatorluğu’nun merkezi de İstanbul’dur” demiştir.

Bizans’ın haraç vermesi Osmanlı’ya tabi olduğuna bir işaret olsa da, burada da bahsedildiği gibi sadece hukuki statüde iddia edilebilir ancak fiili olarak durum farklıdır. II. Mehmed Bizans üzerindeki hakimiyetinin sorgulanmasını ortadan kaldıracak hamleyi yaparak İstanbul’u kuşattı.

İstanbul’un Fethi

İhtiyaç duyulan fiziki şartlar ve siyasi hamleler yapıldıktan sonra geriye kalan tek adım, devlet erkanını İstanbul’un fethine razı etmek idi. Mehmed’e bu konudaki en büyük muhalefet, Çandarlı Halil Paşa’dan gelmekteydi. Oldukça zeki ve iyi eğitimli olan sultan, devlet büyüklerini, ümera ve vüzera ve ulemayı topladı ve bir konuşma yaptı. Bu konuşmada geçen en önemli detaylardan birisi, Rum diyarına sahip olmayı düşünen ecdaddan bahsetmesidir.

Osmanlı’nın az bir kuvvete sahip iken, ne başarılar kazandığını ve sınırlarını nasıl genişlettiğini anlatıyor ve Bizans’ın devletin varlığı için ne kadar büyük bir tehlike olduğunu örneklerle açıklıyor. (Kritovulos 1967, 29-41)

Yapmış olduğu bu konuşma, II. Mehmed’in ne kadar zeki ve iyi eğitimli biri olduğunun kuvvetli delilidir. Muhalefet eden Çandarlı’nın karşısına kendi “gaza” fikrini açıklayarak, bu ülküyü destekleyen kişileri koyarak, devletin ileri gelenlerinin sözlü onayını almayı başarmıştır.

Çandarlı’nın onayının önemi, yeniçerilerin ona duyduğu saygıdan dolayı önemliydi. Yeniçerilerin muhalefeti ile büyük bir sefer yapılamaz idi. Tüm hazırlıklar tamamlandıktan sonra 6 Nisan 1453 tarihinde İstanbul’un fethi için çetin bir kuşatma başlatıldı. Toplam 54 gün süren kuşatma sonucunda , 29 Mayısta İstanbul surları aşıldı ve şehir fethedildi.

Fatih Sultan Mehmet
Fatih Sultan Mehmet

Çandarlı Halil Paşa ve onu destekleyenlerin muhalefeti 26 ve 27 Mayısta toplanan harp meclisi esnasında da devam etti. Ortaya deliller ve fikirler sunarak kuşatmanın kaldırılması gerektiği, aksi takdirde devletleri için hazin bir netice olacağını söyledi. Ancak kuşatmaya devam kararı alındı. Hatta sultan gönülsüz de olsa askere yağma izni verdi. (İnalcık, Fatih Devri Üzerine Tetkikler I 1954, 129-131) Gönülsüz olma sebebi, İstanbul’u yeni imparatorluk başkenti yapma isteği idi.

İstanbul’un Fethinden Sonra Yapılan İcraatlar

İstanbul’un fethi, II. Mehmed’e saygınlık sağladı. Ancak İstanbul’un alınmasının başka bir yerin alınmasına nazaran çok daha önemli getirileri ve sonuçları vardır. Öncelikle İstanbul, Roma döneminden beri bir imparatorluk merkezi olma sıfatı ile, tüm imparatorluk vasıflarıyla beraber el değiştirip Osmanlı Devleti’ne geçerek, II. Mehmed’in imparatorluk projesine hizmet ediyordu.

Tabii ki imparatorluk özelliği sadece bir şehirle değil, atılan adımlar, yapılan icraatlar, reformlar ve düzenlemeler ile kazanılır. Bu yüzden Fatih Sultan Mehmed’in imparatorluk projesi İstanbul’un fethi ile tamamlanmamış, sadece kendisine meşruiyet kazandırmıştır. İstanbul’un fethi, batı için önemli olan Doğu Roma İmparatorluğu’nun, Fatih Sultan Mehmed’in himayesi ve idaresi altına girmesi anlamı taşımaktadır. Fatih’in ideali bir imparatorluk yaratmak ve İstanbul’u bunun merkezi yapmak idi. Bu yüzden fetih sonrası bazı faaliyetlerde bulunmuş, şehri canlandırmış ve kalkındırmıştır. İcraatleri sadece imparatorluk şehri ile sınırlı değildir. İmparatorluk projesini tamamlayabilmek için çok önemli reformlar yapmıştır.

İlk Yorumu Siz Yapın

    Bir cevap yazın

    E-posta hesabınız yayımlanmayacak.