"Enter"a basıp içeriğe geçin

Karesi Beyliği (Karesioğulları Beyliği, Karasi Oğulları Beyliği)

XIV. yüzyıl başlarında büyük ve küçük Mizya (Balıkesir havalisi ve Çanakkale tarafları) da kurulmuş olan beyliğin, adı kuran şahsa nispetle Karesi Beyliği adını almıştır.

Karesi ailesinin büyük ceddi on birinci asrın ikinci yansı içinde Orta Anadolu’da bir devlet kurmuş olan Melik Danişmend Gazi’dir. Danişmendiye devleti Anadolu Selçukileri tarafından ilhak edilince Danişmend ailesine mensup Nizamüddin Yağıbasan oğullarından Zahirüddin İli, Muzafferüddin Mahmud ve Sinanüddin Yusuf Selçukilerin hizmetine girip emirlik etmişlerdir.

Anadolu Selçukilerinin inhilâli esnasında bu aileden olarak ne beyliğinde bulunmuş olan Kalem Bey ile oğlu Karesi Bey diğer Uç beyleri gibi Bizanslıların zararına olarak Batı Anadolu’yu istilaya başlamışlar ve takriben 1302’den sonra Bergama ve Balıkesir’i alarak Balıkesir’i yeni kurulan Beyliğine merkez yapmışlardır; İbn-i Batuta, şehrin Karesi Bey tarafından tesis edildiğini yazmaktadır.

Cami-üd-Düvel’de Karesi beyliğine ait olarak Balıkesir, Aydıncık, Bergama, Edremit, Kemer Edremit (Burhaniye) Pınarhisar, İvrindi, Ayazmend (Altınova) Bigadiç, Mendehorya, Sındırgı, Gördes, Demirci, Kızılca Tuzla (Ayvacık) Başkelenbe, Fırt (Susurluk) kasabalarını saymaktadır: fakat bunlardan Gördes ile Demirci’nin Saruhanoğulları’nın şehirlerinden olduğu eserleriyle malüm olduğundan Müneccimbaşı Osmanlılar zamanındaki sancak teşkilatını göstermiştir. Müneccimbaşı’nın gösterdiği diğer şehirler Karesi beyliğine aid olduğu gibi eski Eolya bölgesindeki Bayramiç, Ezine ve Trova mıntıkası da Karesioğulları’na aitti.

Karesi Bey Moğollardan kaçarak kendisine iltica eden halkı ve Ece Halil kumandasıyla Dobruca’dan gelen Sarı Saltuk Türkmenlerini kendi arazisine yerleştirmek suretiyle işgal ettiği mıntıkada Türk nüfusunu arttırdı.

Kalem Şah da denilen Kalem Bey ile oğlu Karesi’nin hangi tarihlerde vefat ettikleri belli değildir. Fakat bazı kayıtlara göre Karesi Bey’in 1328’den evvel öldüğü anlaşılıyor. Karesi Bey’in vefatından sonra Demirhan, Yahşi, Dursun isimlerindeki üç oğlundan Demirhan Balıkesir emîri olmuş ve kardeşi Yahşihan da Bergama beyliğinde bulunmuş ve Dursun Bey ise Osmanlı hükümdarı Orhan Gazi’nin yanına kaçmıştı. Karesi Bey’in türbesi Balıkesir’de ise de kitabesi yoktur. Belki babası Kalemşah’da orada medfundur. İbn-i Batuta 733 H. 1333 M. de Balıkesiır’e geldiği zaman orada Karesioğlu Demirhan’m hükümdar bulunduğunu ve kardeşi Yahşi han’m da Bergama sultanı olduğunu beyan ediyor. İbn-i Batuta, Demirhan’ın halk tarafından sevilmediğini ve hayırsız bir adam olduğunu söylüyor. Aynı mütalea isim zikredilmeyen Osmanlı kaynaklarında da vardır.
Osmanlılara iltica eden Dursun Bey, memleketinin bir kısım yerlerini Orhan’a terk etmek suretiyle Karesi hükümdarı olmak istemiş ve 1345’de Orhan Bey’le beraber Balıkesir üzerine gelmişler ise de Osmanlı kaynaklarına göre Demirhan Bergama’ya kaçmış ve Dursun bey kardeşiyle anlaşmak üzere Bergama kalesi önüne gelmiş ise de kaleden atılan bir okla maktul düşmüştür. Bunun üzerine Karesi beyliğinin Balıkesir ve diğer bazı yerleri ilhak olunarak Bergama’da muhasara altında bulunan Demirhan da kaleden çıkıp teslim olarak suçu affedilip Bergama ilhak edildikten sonra Bursa’ya getirilmiş ve iki sene daha yaşadıktan sonra taundan vefat etmiştir (takriben 1347).
Mesalik-ül-Ebsar Demirhan’ın hem asker ve hem de şehirlerinin komşusu olan Orhan’dan ziyade olduğunu Rumlarla muvaffakiyetli deniz muharebesi yaptığını beyan etmiştir.
Karası beyliğinin Bergama hükümdarı, Karesioğlu Sucuüddin Yahşi Bey’in on beş şehir ve o kadar kaleye ve yirmi bin suvari askere ve donanmaya sahip olduğunu yazar. Yahşi Bey, 1341 ve 1342 senelerinde iki defa donanması ile Gelibolu yarımadasına asker çıkarmış ise de muvaffak olamayarak Kantagüzen ile anlaşmaya mecbur olmuştur.
Bundan sonra Yahşi Bey’e dair şimdilik bir şey bilinmiyor. Vefatı 1345’den evveldir. Bizans kaynakları Trova taraflarına sahip olan Karesioğlu Süleyman Bey’den bahsetmektedirler. Bunun Demirhan’ın oğlu olması hatıra geliyor; Orhan Gazi’nin Balıkesir ve havalisini işgalden sonra Süleyman Bey Trova taraflarında tutunmuştur; hatta düşmanlarına karşı Umur Bey’in bir ara yardımından mahrum kalan Kantagüzen 1343’de Karasıoğlu Süleyman Bey’in Gelibolu’ya sevkettiği yaya ve atlı kuvvetler sayesinde durumunu düzeltmişti. Süleyman bey Bizans kumandanlarından Vatas (Vatatzes)in damadı olup Kantagüzen’e muhalif cephe almış olan kayın pederine de yardımda bulunmuştu.
1345’de Aydınoğlu Umur Bey, kara yoluyla Saruhanoğlu Süleyman bey de beraberinde olarak Çanakkale tarafından Kantagüzen’e yardıma gittiği zaman beraberinde Karesioğlu Süleyman Bey de bulunuyordu. Bu kayıtlardan, Bergama’dan itibaren Çanakkale’ye kadar olan Karesi’nin sahil kısmının henüz Osmanlılara geçmeyip Karesi beyliğine ait olduğu anlaşılıyor. Süleyman Bey 1357 senesinde de hayatta idi. Takvim-i Nücumi’deki kayda göre Karesi beyliğinin sahil kısmının zabtı Birinci Murad’ın cülüsunu müteakip 763 H./1361 M. tarihindedir. Karesi oğulları’na dair şimdiye kadar ne bir eser ve kitabe ve ne de bir sikke ele geçmiştir.

İlk Yorumu Siz Yapın

    Bir cevap yazın

    E-posta hesabınız yayımlanmayacak.