Osmanlı Devleti’nde Endüstriyel Üretime Geçiş

Osmanlı Devleti’nde klasik çağdan itibaren ekonomi geniş ölçüde devlet denetimindeydi. Kuruluşundan itibaren devletteki en yaygın ekonomik faaliyet ziraattı. Bu faaliyetin temelinde tımar sistemi bulunmaktaydı. Bu sistemde topraklar devlete ait olmakla birlikte toprakların sürekli kullanımı esastı.

Endüstri Çağı (temsilî)

Endüstri Çağı (temsilî)

XVII. ve XVIII. yüzyılda yaşanan siyasi ve ekonomik gelişmeler sonucunda tımar sistemi önemini kaybetti. Bu sistem öncelikli olarak yereldeki ihtiyaçları giderdiği için merkeze (hazineye) istenilen düzeyde katkı sağlamıyordu. Bu durum Osmanlı Devleti’nde sermaye birikiminin oluşmasını engelledi. Avrupa’da ise ileri düzeyde bir sermaye birikimi olduğundan sanayileşmede sermaye sorunu yaşanmadı. Bu durum Avrupa’da endüstri çağının ekonomik alt yapısını oluşturdu.

Osmanlı Devleti’nde sanayi üretimi devlet kontrolündeki loncalar aracılığıyla yürütülmekteydi. Lonca sistemi kapalı bir sistem olduğundan Osmanlı Devleti bu sistemin iç işleyişine fazla müdahale etmedi. Devlet, loncalarla birlikte üretilen malın kalite, miktar ve fiyatlarını belirledi. Haksız rekabeti önlemek ve ham madde temin etmek gibi hususlarda da lonca teşkilatı etkili oldu. XVIII. yüzyıl ile birlikte Avrupa’da meydana gelen teknik ve ekonomik gelişmeler sonucunda yeni bir düzen ortaya çıktı. Bir sonraki yüzyılda, başta İngiltere olmak üzere seri üretime geçen Avrupa devletleri diğer ülke pazarlarını denetim altına aldı. Avrupa’nın ekonomik anlayışı, imalat yoluyla üretip üretilen malları serbest ticaret politikaları ve araçları ile dünyaya satmaktan ibaretti.

Beykoz Deri Fabrikası

Beykoz Deri Fabrikası

III. Selim ve II. Mahmut dönemlerinde sanayileşme teşebbüslerinin özünde devlet ve toplum hayatında özellikle askerî alanda başlatılan yenileşme (Nizam-ı Cedit) hareketi ön plandaydı. Bu dönemde kılık-kıyafet ve top-tüfek imalatına dair bir tür ithal ikameci sanayileşme vardı fakat bu politikalar Avrupa’daki gibi bir kaynağa ve birbirini tamamlayan tedarik zincirine sahip değildi. Bu yüzden sanayileşme hamleleri başarıya ulaşamadı. 1830’a kadar gerçekleşen bu hamlelerle birlikte kâğıt, çuha, deri, kundura ve iplik fabrikaları kuruldu.

Kağıt fabrikası

Kağıt fabrikası

Bu dönemde Osmanlı Devleti’nin ticarî hayatında İngiltere ve Fransa söz sahibi oldu. 1838 Balta Limanı Ticaret Antlaşması’yla birlikte Avrupa’nın ucuz ve kaliteli malları Osmanlı pazarlarına girdi. Bundan dolayı iç pazarda yerli mallar, Avrupa malları ile rekabet edemez hâle geldi. Bu durum Osmanlı yerli sanayisinin zayıflamasına neden oldu. Avrupa’da artan ham madde ihtiyacı karşısında Osmanlı Devleti, dış pazarlara açılmak zorunda kaldı ancak Osmanlı Devleti’nde üretim iç ve dış pazar ihtiyacını karşılayamadığından yerli sanayi için ham madde bulma sorunu yaşandı.

Osmanlı Devleti, XIX. yüzyılda gelişen Batılı sanayi devletleri karşısında endüstriyel üretime geçiş için bir dizi ekonomik tedbir aldı. 1840’lı yılların ortalarında devlet bu amaç doğrultusunda yeni ekonomik hamlelere girişti. 1840-1860 arası dönemde devletçilik politikası öne çıktı. Bu politika doğrultusunda Batı tarzında fabrikalar ve imalathaneler kurdu. Diğer yandan mevcut fabrikaların modernize edilmesi yoluna gitti. Devletin amacı, bu teşebbüsler ile Avrupa devletlerinin Osmanlı pazarlarını ele geçirmesini önlemekti.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir