"Enter"a basıp içeriğe geçin

Osmanlı – Rus İlişkileri

XVIII. yüzyıl başlarında güçlü bir devlet olma yolunda hızla ilerleyen Rusya’nın Orta Asya’ya yayılma siyaseti, Balkanlar’daki bütün Slavları bir bayrak altında toplama ideali (Panslavizm), sıcak denizlere inme gibi hedefleri vardır. Bu dönemde Rusya’nın başında Çar I. Petro vardı.

Karadeniz ve Baltık Denizi yoluyla sıcak denizlere ulaşmak isteyen Çar I. Petro bu amaçla Osmanlı Devleti’nden İstanbul Antlaşması ile Azak Kalesi’ni alarak Karadeniz’e bir kapı açtı.

Diğer taraftan da İsveç’in elinde bulunan Baltık Denizi kıyılarına yöneldi. İsveç Kralı XII. Şarl (Demirbaş Şarl) ise ordusunu güçlendirip Rus müttefiki Danimarka’yı saf dışı bırakıp Lehistan’daki Rus nüfuzunu kırdı. İsveç Kralı Demirbaş Şarl, Rus ilerleyişi karşısında ilk zamanlarda başarılı olmuştu ancak 1709’daki Poltava Savaşı’nda Rusya’ya yenilince yaralı olarak Osmanlı Devleti’ne sığınmak zorunda kaldı.

Azak Kalesi
Azak Kalesi

III. Ahmet İsveç Kralı’nın Osmanlı Devleti’ne sığınmasını hatta İsveç-Rus mücadelesinde Kırım’ın taraf olmasını barış sürecinin bozulmaması için tasvip etmedi. Nitekim Çar I. Petro’nun saldırgan ve yayılmacı politikasının sonucu olarak İsveç ordusunu takip eden Rus kuvvetleri sınırı geçerek Osmanlı topraklarına girdi. Bu durum 1700’lü yıllardan beri süren barış sürecinin bozulmasına sebep oldu. Osmanlı Devleti’nin barış yanlısı tavrına karşılık Çar I. Petro, Osmanlı Devleti’ne karşı düşmanca bir tutum izledi.

Rusya hem Balkanlar’daki Slav topluluklarını Osmanlı Devleti’ne karşı isyana kışkırtıp hem de İstanbul Antlaşması’na aykırı biçimde Osmanlı sınırına kaleler yaptı. Osmanlı Devleti’nin İsveç Kralı’nı sınır dışı etmemesinden dolayı gergin ortam bir Osmanlı-Rus savaşına dönüştü.

Prut Savaşı (temsilî)
Prut Savaşı (temsilî)

Kırım Hanı Devlet Giray Han, Rusya’ya güvenilmemesini, eğer Kırım elden çıkarsa Rumeli’nin elden çıkacağını ve asıl hedefin İstanbul olduğunu padişaha bildirdi. Bunun üzerine Osmanlı Devleti, Sadrazam Baltacı Mehmet Paşa komutasında Rusya üzerine sefere çıktı. 1711 yılında Sadrazam Baltacı Mehmet Paşa komutasındaki Osmanlı ordusu ile Kırım kuvvetlerinin Prut Irmağı kıyısındaki hücumları karşısında direnemeyen Çar I. Petro ve ordusu kısa sürede kuşatıldı. Bunun üzerine zor durumda kalan Çar I. Petro barış istedi. Prut Antlaşması’yla (1711) Rusya, Azak Kalesi’ni Osmanlı Devleti’ne geri verdi ve İstanbul’da elçi bulundurma hakkından vazgeçti. Aynı antlaşmayla Rusya, Lehistan’ın iç işlerine karışmayacağını ve Demirbaş Şarl’ın ülkesine serbestçe dönmesine izin vereceğini kabul etti.

Prut Antlaşması maddelerinin gereğinin yerine getirilmesi konusunda Rusya’nın ağır davranması üzerine Osmanlı Devleti yeniden bir sefer kararı aldı. Fakat İngiltere ve Hollanda elçilerinin araya girmesiyle 1713’te yeni bir savaş olmadan Rusya, Prut Antlaşması’nın maddelerini uygulamaya koyma kararını kabul etti.

Prut Zaferi, Karlofça Antlaşması’ndan sonra Osmanlı Devleti için eski güçlü devrine yeniden dönme umudunu doğurdu. Bu zafer Rusya’nın Karadeniz’e ve Balkanlar’a inme politikasını bir süre de olsa engelledi. Çar I. Petro, ordusunu Prut bataklıklarından kurtarmakla diplomatik bir zafer kazandı. Bu sayede İsveç’e karşı üstünlüğünü devam ettirdi. Prut’tan sonra Rus ordusu yönünü Kafkaslar’a, Azerbaycan’a, İran’a ve Türkistan’a çevirdi.

İlk Yorumu Siz Yapın

    Bir cevap yazın

    E-posta hesabınız yayımlanmayacak.