Osmanlı Siyasetinin Etkileri

Roma Katolik Kilisesi’ne Karşı Ortodoksluğun ve Protestanlığın Himaye Edilmesi: Osmanlıların Balkanlarda görünmesi ile birlikte Ortodoks halk, papalıkla Macar Krallarının Katoliklik propagandasından ve onlara mezhep değiştirmeleri için yapılan baskıdan kurtulmuştur.

Devlet, Ortodoks Kilisesi’ne karşı koruyucu bir politika gütmüş, kilisenin bütün ayrıcalıklarını ve hiyerarşisini aynen tanımıştır.

İstanbul’un fethedilmesi için yapılan hazırlıklar esnasında Bizans İmparatoru, Osmanlılara karşı şehri savunmak amacıyla ittifak arayışına girmişti. Bu ittifak arayışı içinde Bizans İmparatoru, papaya başvurarak Ortodoks Kilisesi’ni Vatikan ile birleştirmeye hazır olduğunu bildirmişti. Kuşatma için yapılan hazırlıkların tamamlanması üzerine kiliselerin birleştirildiği ilan edildi.

İstanbul’un Fethi’nin ardından şehre giren II. Mehmed, ilk cuma namazını Ayasofya’da kıldı. Fetihten sonra pek çok kiliseye dokunulmamıştır. Papanın ve Avrupa’nın ileri sürdüğü şartlara göre Ortodoks Kilisesi’nin lağvedilmesi ve mensuplarının Katolikliği kabul etmesi isteniyordu ancak bu durum tartışmalara neden olmaktaydı. “Ayasofya’da bir kardinal külâhı yerine, Türk sarığı görmeyi tercih ederim!” sözü sürekli tekrarlanıyordu.

Fatih'in İstanbul'u Fethi (Temsili)

Fatih’in İstanbul’u Fethi (Temsili)

Türklerin dinlere saygılı olmalarından hareketle Ortodoksluğun kurtulma çaresi belliydi. İstanbul’un fethedilmesinin ardından Roma döneminden kalan kiliselerden yüz kadar kilise Rumlara bırakılmıştır. Rumların ihtiyacından fazla olan kiliselerin bir kısmı camiye dönüştürülürken bir kısmı yeni getirilen Ermenilere, bir kısmı Türk Ortodokslara tahsis edilmiştir. Fatih dönemiyle birlikte Türkler Roma Katolik Kilisesi’ne karşı Ortodoksları korumaya ve himaye etmeye başlamışlardır. Katoliklerin düşünemedikleri biçimde Ortodoksluk himâye edilmiştir. Katolik Kilisesi’nin başında bulunan papanın fikir ve vicdan hürriyeti karşısında gösterdiği taassup Protestanlığın meydana çıkmasına etken olmuş ve milyonlarca Hristiyan papalıktan ayrılmıştır. İstanbul’da bulunan Patrikhanenin korunması Ortodoksların minnetini kazandırmıştır.

Avrupa Monarşilerinin Varlıklarını Devam Ettirmeleri: Kanuni döneminde Habsburglar, Avrupa’da akrabalık ilişkileri kurarak siyasi varlıklarını devam ettirmekteydi. Habsburgların önündeki en büyük engel Fransa ve İngiltere gibi monarşiler idi. Osmanlıların Avrupa’daki mücadeleye karışması siyasi dengenin bozulmasına neden olmuştur.

Osmanlıların Habsburglarla mücadele etmesi sonucunda İngiltere ve Fransa yaşam alanını genişletmeye başlamıştır. Osmanlıların Alman imparatoru Şarlken’e yaptığı baskılar sonucunda Fransa rahat bir nefes alabilmiştir. Osmanlıların Habsburgların Alman kanadını yıpratmaları sonucunda Protestanlık Almanya’da yayılma imkânı bulmuştur.

Afrika’daki Müslümanların Himaye Edilmesi: Türkler tarihleri boyunca Afrika’nın değişik yerlerine yayılmışlardır. Mısır, Türklerin Afrika’nın değişik yerlerine yayılmalarında merkez olarak görülmüştür. Türkler, Afrika kıtasının farklı istikametlerine yayılmaya başlamıştır. Bir taraftan Akdeniz’in güney sahillerini takip ederek kıtanın batısına doğru ilerleyerek Atlas Okyanusu sahillerine kadar ulaşmıştır. Diğer taraftan Kızıldeniz’in batı sahilinden güneye doğru giderek Hint Okyanusu sahilleri boyunca ilerlemiştir. Mısır’ın Memlûklerin elinden alınmasından sonra Osmanlı Devleti bu topraklar üzerinde hâkim olmuştur. Kuzey ve Doğu Afrika Osmanlı Devleti’nin idaresine girmiştir. Osmanlılar; Mısır, Habeş, Cezayir, Trablusgarp ve Tunus eyaletlerini sâlyâne (senelik maaş) usulü ile idare ettiler. Osmanlı Devleti, Afrika topraklarındaki Müslümanları himaye etmişlerdir.

Trablusgarp Savaşı

Trablusgarp Savaşı

16. yüzyılda Afrika kıtası otuz iki eyalete ayrılmış ve Arap nüfusun yaşadığı on üç eyaletin dördünü Mısır, Trablusgarp, Tunus ve Cezayir oluşturmuştur. 16. yüzyılda Afrika’daki Müslümanların neredeyse tamamı Osmanlı Devleti’nin hâkimiyetine girmiştir. Burada yaşayan Müslümanlar Osmanlı padişahını halife olarak kabul etmişler ve onun adına camilerinde hutbe okutmuşlardır. Habeşistan, Afrika’da 16. yüzyıl boyunca çok geniş topraklarda hüküm sürmüştür. Hristiyan Habeş Krallığı’nın Afrika’da yaşayan Müslümanlarla mücadeleleri Osmanlı Devleti tarafından engellenmiştir. Hatta Osmanlı Devleti, burada yaşayan Müslümanlara ateşli silah kullanmalarını öğretecek eğitici kimseler göndererek bölgedeki varlıklarını uzun süre devam ettirmelerini sağlamıştır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir