"Enter"a basıp içeriğe geçin

Osmanlı’nın İlk Sarayı: Topkapı Sarayı

Osmanlı Devleti’nde bilinen ilk sarayı Orhan Gazi Bursa’da yaptırmıştır. I. Murad Devri’nde Edirne Sarayı, İstanbul’un Fethi’nden sonra da bugün İstanbul Üniversitesi yakınlarında Eski Saray olarak bilinen saray inşa edilmiştir.

Cihan hâkimiyetinin ve gücün sembolü kabul edilen Topkapı Sarayı, 1465-1478 yılları arasında Fatih Sultan Mehmet tarafından bugün Sarayburnu denilen mevkide yaptırılmıştır.

Fatih gerek İstanbul’u dünyanın siyasi ve ekonomi merkezi durumuna getirme gerekse Türk devlet kültüründe var olan sosyal devlet anlayışını yansıtma düşüncesiyle İstanbul’da büyük bir imar ve kalkındırma projesi başlatmıştır. Bu projenin önemli bir adımı da şehir kültürünün oluşumu ve gelişiminde örnek bir model olan Topkapı Sarayı‘dır.

Osmanlı saraylarından hiçbiri, Avrupa saray mimarisinde olduğu gibi ölçüleri açısından anıtsal değildir. Yapılara insani ölçüler egemendir. Yalın bir mimari içinde belirli oranlarla oluşturulan güzellik; iç süslemeyi ve eşyaların inceliğini ezmez, tam tersine bu eşyalarla olgun bir uyum içindedir.

Edirne Sarayı’na ait kalıntılar
Edirne Sarayı’na ait kalıntılar

Yeni Saray ismiyle de bilinen ve padişahlar için bir baba ocağı sayılan Topkapı Sarayı’nda padişah, ailesi ile birlikte ikamet etmiş ve devleti buradan yönetmiştir. Padişahların sünnet merasimlerinden, defin işlemlerine kadar birçok faaliyet burada yaşanmıştır. Ayrıca saray, devlet kademesinde görev alacak devlet adamlarının yetiştirildiği en önemli eğitim merkezidir.

Topkapı Sarayı
Topkapı Sarayı

XIX. yüzyıla kadar devletin merkezi konumunda olan Topkapı Sarayı, Osmanlı Devleti’nin yönetim sistemine göre biçimlendirilmiştir. Sarayda bir idari merkez modeli oluşturulmuştur. Saray; Dış saray denilen Birun, İç saray denilen Enderun ve Harem olmak üzere üç ana bölümden meydana gelmiştir. Ana giriş kapısı Bab-ı Hümâyun, orta kapı Babüsselam ve padişahın huzuruna açılan Babüssaade kapıları, bölümler arasında geçişi sağlamıştır.

Bab-ı Hümâyun, Ayasofya tarafından saraya açılan ilk kapıdır. Devlet erkânının at ile girebildiği tek kapıdır. Bu kapıdan itibaren saray alanı başlar ve burada daima nöbet tutulurdu.

Birun, Farsça’da “dış” anlamına gelir ve sarayın en geniş bölümüdür. Saray muhafızları ve çalışanları burada yer alırdı. Birunda; adalet kasrı, hastane, mutfaklar, ahırlar, erzak odaları, odun ambarları, çalışanların koğuşları, kayıkhaneler, bostanlar, bahçeler, cirit oyunu ve ok atış talimleri için alanlar ve küçük meydanlar bulunurdu.

Enderun, Farsça “iç” anlamına gelir. II. Murad tarafından devlet adamı yetiştirmek için ilk defa Edirne Sarayı’nda kurulan bu bölüm, Fatih tarafından Topkapı Sarayı’nda da uygulandı. En seçkin devşirme çocuklarının eğitildiği ve Osmanlı devlet sisteminin üst düzey yöneticilerinin yetiştirildiği bir okul niteliğindeki Enderun Mektebi bu bölümde yer alırdı. Padişahın özel hizmetlerini gören devşirmeler yani iç oğlanlar burada eğitilirdi.

Topkapı Sarayı krokisi
Topkapı Sarayı krokisi

Özel olarak seçilen ve eğitilen bu gençlere Türkçe, Arapça, Farsça, matematik, tarih, edebiyat, müzik ve güzel sanatlar dersleri verilir; cirit ve ok atma, ata binme, kılıç kullanma ve güreş en iyi şekilde öğretilirdi. Asıl amaç devlet yönetiminde görev alacak nitelikli insanlar yetiştirmekti.

Arz Odası ve Kutsal Emanetler’in de yer aldığı Hırka-i Saadet Dairesi başta olmak üzere Büyük ve Küçük odalar, Doğancı Koğuşu, Seferli Odası, Kiler Odası, Hazine Odası ve Has Oda Enderun bölümünde bulunurdu. Yönetim yapısı içerisinde hareketli bir mekân olan Enderun, Osmanlı Devleti’nin siyasi geleceğini hazırlayan en önemli müesseseydi.

Harem dairesi (Topkapı Sarayı)
Harem dairesi (Topkapı Sarayı)

Harem, Arapça “yasak” anlamına gelir. Padişahın özel hayatını sürdürdüğü bölümdür. Padişahın evi olan haremde, padişahın ailesi ve cariyeler bulunurdu. Hanedan üyeleri ve darussaade ağası dışında hiç kimse buraya giremezdi. Haremde Enderun’dakine benzer bir eğitim ve teşkilat sistemi vardı. Disiplin ve protokol kurallarının geçerli olduğu Haremde cariyeler; edebiyat, müzik, güzel sanatlar, el işleri, güzel konuşma, zerafet öğrenirler ve beylerbeyi, sancakbeyi, vezir gibi üst rütbeli devlet adamlarıyla evlenirlerdi. Bu sayede saray kültürü, şehir kültürüne katkı sağlamaktaydı. Darussade dairesi, şehzade mektebi, padişah için yemek yapılan Kuşhane mutfağı, Kadın Efendiler Dairesi ve hazine; Haremde yer alırdı.

İlk Yorumu Siz Yapın

    Bir cevap yazın

    E-posta hesabınız yayımlanmayacak.