"Enter"a basıp içeriğe geçin

Sömürgecilik ve Emperyalizm

Sömürgecilik, kolonicilik, kolonyalizm veya müstemlekecilik, bir devletin başka ulusları, devletleri, toplulukları siyasal ve ekonomik egemenliği altına almasıdır.

Emperyalizm ise bir devletin başka ulusları, devletleri, toplulukları, siyasal, ekonomik ve aynı zamanda kültürel egemenliği altına alarak yayılması veya yayılmayı istemesidir.

Batılı emperyalist güçler, Sanayi İnkılabı ile birlikte sömürgecilik ve emperyalizm anlayışıyla başta Afrika ve Asya Kıtaları olmak üzere dünyanın birçok bölgesini kendi çıkarları doğrultusunda sömürgeleştirdiler.

İngiltere’nin Sudan’ı sömürgeleştirme savaşı (temsilî)
İngiltere’nin Sudan’ı sömürgeleştirme savaşı (temsilî)

Osmanlı toprakları haricindeki dünya, XVI. yüzyılın ortalarından itibaren Batı’nın kolonileri hâline geldi. Hollanda, İngiltere, Portekiz, İspanya ve Fransa gibi ülkeler kolonileştirme hareketinin öncüleriydi. İngiltere, Amerika’nın yanı sıra Hindistan’ı da sömürgeleştirmek için 1599’da Doğu Hindistan Kumpanyasını kurarak İngiliz sömürgeciliğinin küresel boyutta ilk örneğini ortaya koydu.

Sömürgeler, gelişmiş sanayi ekonomilerinin ayrılmaz bir parçası olarak görülüyordu. Dolayısıyla sömürgeler, emperyalist devletlerin mülkü sayıldı. Sömürgelerden sanayinin ihtiyaç duyduğu ham maddeler, ticaret erbabı için çok gerekli olan değerli madenler ve mücevherler elde edildi. Batılı devletlerin sömürgecilik faaliyetleri XIX ve XX. yüzyılda da devam etti. Sömürge toplumları işlenmiş olan sanayi ürünlerinin pazarı hâline getirildi. Sömürgeci güçler, millî çıkarlarını korumak için köle ticaretine yönelerek sömürgelerindeki insanları asimile ettiler.

Amerika’nın keşfinden sonra buradaki arazilerde ziraata başlayan emperyalist devletler, yerli halkları çalıştırmaya kalktılarsa da ziraata alışık olmayan bu insanlardan bekledikleri randımanı alamadılar. Bunun üzerine Afrika’ya yönelip milyonlarca siyah insanı köleleştirilerek gemilerle Amerika’ya taşıdılar. Bu kölelerin büyük bir kısmı çok kötü şartlarda yolculuk yaptıklarından daha yoldayken öldü. Özellikle XVII ve XVIII. yüzyıllarda en az 33 milyon Afrikalı, Batı’ya gönderildi. Bu göç, dünya tarihindeki en büyük ve en vahşi göç uygulamasıydı. Avrupalılar bir taraftan Aztek, Maya ve İnka medeniyetlerini yağmalarken diğer taraftan bu bölgelerdeki işlenmiş altın ve gümüş madenlerini Avrupa’ya transfer ettiler. Bir taraftan da Afrika’dan getirdikleri köleler ile Meksika ve Güney Amerika bölgesindeki altın ve gümüş madenlerini işlettiler. Bu siyahi köleler, ölesiye çalışarak Amerika’nın müreffeh istikbalini hazırladılar.

Kapitalist olmayan üretim tarzlarının egemen olduğu Batı Avrupa dışındaki bölgeler, Sanayi İnkılabı’ndan sonra hızla kapitalizmin etki alanı içine çekildi. Osmanlı Devleti’nin de dâhil olduğu bu ekonomiler zamanla tarım ürünleri ihraç edip mamul mallar ithal eden açık pazarlar ve ucuz ham madde tedarikçileri durumuna geldi. İngiltere ve Batı Avrupa ekonomileri ise mamul mallarda ucuz ve kitlesel üreticiler oldular. Tarihsel süreç içinde Avrupa’da imal edilen mallar kapitülasyonlar üzerinden Osmanlı pazarını istila etti. Bu istila, XIX. yüzyıl ortalarından itibaren yerli sanayinin ve özellikle dokuma endüstrisinin gerilemesine yol açtığı gibi devletin ham madde tedarikçisi konumuna gelmesine de sebep oldu.

İlk Yorumu Siz Yapın

    Bir cevap yazın

    E-posta hesabınız yayımlanmayacak.